
Korkma, sönmez... Ahmet ALTAN
Neden ulusal marsi korkma diye baslayan dünyadaki tek ülke oldugumuzu anladim nihayet. Öylesine korkagiz ki zavalli Mehmet Akif ne yapsin, ulusu costuracak bir mars yazmak yerine yatistiracak, korkusunu dindirecek bir seyler yazmak zorunda kalmis.
Korkma, sönmez...
Koskoca cihan imparatorlugunun mirasçisi, yetmis milyonluk bir toplum niye bu kadar korkar, niye esen yelden nem kapar onu kavramak biraz zor.
Ama korkuyor iste.
Neredeyse kadinsi denebilecek bir ürkekligi, nevrotik bir telasi, histeri krizleri geçirmeye garip bir yatkinligi var.
Düsünsenize biri 12 digeri 14 yasinda iki çocuk bayragi yere atti diye koca toplum ayaga kalkti.
Insan üzülmüyor degil.
Biraz daha durmus oturmus, gençlerin deyimiyle biraz daha cool bir toplumun parçasi olmak isterdim dogrusu.
Her yana asilan bayraklar, vatanimiz çigliklari, koca koca açiklamalar.
Gören de Mogol ordularinin istilasina ugradik sanir.
Ne olmus, iki çocuk bayragi yere atmis.
Aman efendim aman, mahvolduk, vatanimiz elden gitti, milli bütünlügümüz parçalandi, düsman içimize girdi.
Iki çocuk bayragi yere atinca böyle...
Ya dört çocuk atsaydi.
Ya Allah etmesin sekiz çocuk bayragimizi yerlerde sürükleseydi...
Herhalde seferberlik ilan edecektik.
Çocuklara karsi herkesi silah altina alacaktik.
Bir de bu histeri krizini paylasmayanlara hain diye bakiyorlar.
Yok canim, hain degiliz, sadece biraz daha sogukkanliyiz.
Bu tür toplumsal krizleri yaratanlarin amaçlarinin belki biraz daha farkindayiz.
Hani su tuhaf, komik adamlar vardir, biri uzaktan parmagini uzattiginda oldugu yerde küfür ederek kivranmaya baslar.
Koca toplumun o huylu adamlar gibi tepki vermesinin ne tür kiskirtmalara yol açabilecegini biliyoruz.
Iki çocukla kiskirtilabilen bir toplum, biraz daha büyük kalabaliklarla inanilmaz provokasyonlara ve felaketlere sürüklenebilir.
Daha önce sürüklenmisti.
6-7 Eylül olaylarini, askeri darbeleri hatirlayin.
Yapay krizler yaratmakta çok usta adamlarin yasadigi bir ülke burasi.
Her zaman toplumu kiskirtip, korkulara sürükleyerek istedikleri ortami yaratirlar.
Bunu önlemenin tek yolu, bu ürkek topluma biraz güven vermek.
Ama bu da bütün gazete mansetlerini bayrak krizine ayirip, televizyon ekranlarina bayrak resimleri koyarak olmuyor.
Sakin sakin anlatmak gerekiyor.
Bak evladim, bir toplum iki çocuk bayragi yere atti diye bölünmez, her cama bayrak asildi diye de yücelmez.
Madem bu kadar korkaksiniz bazi dogru seylerden korkun.
Yolsuzluklardan, ayni konuda iki ayri karar veren Yargitaydan, mafyayla ortak olan görevlilerden, sokakta kadinlari döven polislerden, Bati düsmanligini pompalayip yeniden içe kapali bir diktatörlük yaratilmasini isteyen generallerden, en küçük depremde bile yikilan devlet dairelerinden, devleti yönetenlerle ayni fikirde olmayan herkesi hapse atmaya hazirlanan ceza yasalarindan korkun.
Ama bunlardan korkmuyorsunuz.
Korkmaniz gereken konularda inanilmaz aldirmazsiniz.
Hiç korkmamaniz gereken konularda ise çiglik çigliga kivraniyorsunuz.
Böyle giderse Türkleri korkutmak isteyen herkes, bak, çocuk sizin bayragi yere atti diye dalga geçecek.
Sakin olun.
Su filmlerdeki delikanli kahramanlar gibi durmaya çalisin biraz.
Huylu adamlar gibi bagira çagira kivranmayin.
Ulusal marsinizi dinleyin, bakin ne diyor:
Korkma...
Yasar Kaya: Yeni olusum eski filim mi?
Kürtler ne olduklari konusunda kendileri karar vermelidir