
Ana sayfa
Her Sürgün, Bir Baska Olan Kisi Degil mi?
Ali ERDOGAN
Sürgünlügün en aci yani, kendinden uzaga düsmektir. Bundan kurtulmak için insan neler vermezdi: Yüreginin her an saf duygularla çarptigi çocukluk yillarina dönmek için çok sey verirdim...
Gurbette, yillar önce karsilasip çok sevdigim, sonradan kaybettigim birini ariyormus sanisina kapiliyorum çogu kez. Çarsida, pazarda gezerken ve ya bir mecliste otururken hep onu arar oluyorum.
Sevme ve sevilme duygum erazyona ugruyor. Insan ruhu ve insan vucudu onu artik ürkütmeye baslamistir... O artik dalgalanmis ruhlara, karanlik rüzgarlarin esiri oluyor. Okyanusta firtanaya yakalanmis, kaptansiz gemi misali akintinin girdabinda buluyorum kendimi. Içimdeki yangin gittikçe alevleniyor, tüm bedenimi sariyor. Yüregim buza kesiliyor.
Sürgünlügün en aci yani, kendinden uzaga düsmektir. Bundan kurtulmak için insan neler vermezdi: Yüreginin her an saf duygularla çarptigi çocukluk yillarina dönmek için çok sey verirdim... Her gün inancimdan, güvenimden bir parça alip götürüyor gurbet, çocuksu sevinçlerimi. O sonsuz sandigim umutlarim harab oluyor yavas yavas...
Kendimi bu gösterisli Londra’nin bir parçasi saniyorum. Ve en acisi kayboldugumun ayriminda degilim. Üzerimize çöreklenen çürümüslük kokusunu duyamiyoruz. Içim aciyla ürperiyor. Unutulmus bir Papa (birahane) giriyorum. Niçin girdigimide bilmeden. Içkiyi sevmem oldum olasi... Etrafa bir göz atiyorum. Herkes kendi halinde içiyor. Benim gibi, bir seyler arar gibi, gözleri uzaklara bakiyor. Içimde kalan umut kirintisi isiniyor. Bu insanlari bu duyguyla sarip sarmalamak istiyorum. Kaybolmus gece adamlarindan birkaçiyla sohbet etmek istiyorum. Yeterince dillerini bilmedigimi animsiyorum. Girdigim gibi yalniz çikiyorum. Kollarima, ellerime ve yüzüme dokunuyorum. Bir yabanciya dokunur gibi oluyorum. Anliyorum ki, bu yad elde kaybolusumun acisi amansiz olunca bir baskasi oluyorum. Her sürgün bir baska olan kisi degil mi?
Yillar önce karsilasip sevdigim, sonradan yetirdigim birilerini ariyorum hissine katiliyorum.
Bulundugum ortamda maskesiz, saklamaksizin, rollara ve beklentilere uymaksizin bir konu hakinda duygularimi dile getirmissem, orada gerginlik bir ortam yaratmisimdir. Bunun faturasi da sürgünlük olmustur.
Içimdeki baskaldiran o asi aciyla mücadele ediyorum. O sinsi toplumsal gerçeklerin soguk duvarlarina çarpiyor. Özgür kisiliklerin ve giderek soguyan bir toplumda yasiyoruz.
Kimselerin bilmedigi, insanlardan sakladigim, gizledigim duygu ve düsüncelerle dolup tasan bir arka bahçem vardir benim. Orada düsler ve hayallar vardir. Kosulsuz sevilme istegi ve burada saklanan anlar, sözler, resimler... Simdi o mekan Sobahar’ini yasiyor. Bu sürgünün yaprak dökümü ve bagbozumu zamani...
Mutluluk ugramaz sürgündekine. Acilarimiza ortak olmak kültürümüz filizlenmemistir henüz. Hep uzagina düseriz umutsuzca. Mutsuzluk oyunlarla hayattan zaman çalariz. Mutsuzlugumuzu her gittigimiz yere götürürdük. Belki de, gölgemiz gibi o takip ederdi bizi... Hayatta, felaketin kiyisinda körebe oynamak düserdi payimiza.. Mutlulugu kendimize yasak etmistik sanki... Hep yolculukta imisiz sanisini tasiriz gurbet ellerde... Zaman ileriye dogru degil, yüreklere, içeri, derinlere dogru islemeye baslar. Çogu kez mazide yasarsin... Hep kendinle hesaplasirsin... Çildirtici bir yalnizlik sarar seni, esir alir adeta... bazen ilkel bir aciya birakir yerini... gözüme uyku girmez, yanaklarimda bir islaklik, tüm gece sokaklari dolasasim gelir. Içimdeki aciyi paylasacak birini ararim gece boyu. Tan yeri agarirken eli bos dönerim yalnizligima... Hatiralarimi karistiririm. Sen sakrak, geçirdigim çocukluk anilarim oyalar beni. Ülkedeki agaci ve dali, kuslarin sesini, gögün o agan yüzünü, bir inciyi hayatin yarasi gibi kalbime yerlestiriyorum. Bazen duyarsizligin tabirine yürürüm, yesil ve sarinin dudagima kondurdugu zambak tazeligiyle...
Inceydik, kirilgandik, vurdum duymazdik ve bakar kördük, bir tay gibi acemi rüzgardik. Savrulduk dünyanin dört bir yanina ve varoslara serpildik dari misali...
Ülkeyi animsadikça kalbim bir sarkiyi mirildar gibi üsüyor...
Birazdan sabah olacak. Herkes yeni güne hazirlanacak. Benim için degisen bir sey olmayacak. Günlük gazeteleri alacagim. Sayfalari karistirdikça ülkede olup biten haksizliklari okudukça yaralarim katmerlesir, acilarima acilar ve özlemlerim çogalacak... Yine de bir gün, içimdeki o derin susuzlugun, zehirleyici kanamanin, özlemlerin dinecegini umut ediyorum. Bu beni hayata baglayan tek dalim...