
Ana sayfa
Orta Anadolu Kürtleri Literatürüne Bir Katki
Rohat Alakom
Yüzyillar boyunca Orta Anadolu’da yasamakta olan Kürt kolonisi üzerine kaleme alinan bu incelemenin bazi ayrintilarina geçmeden önce, Anadolu ve Orta Anadolu’dan neyi kastettigimiz konusunda bazi açiklamalarda bulunmayi yararli görüyorum. Sözcük olarak Natoliya, Yunancada "günesin dogdugu ülke" anlamina gelmektedir, zamanla eski kaynaklarda Levant veya Orient denilen Dogu yerine kullanilmistir.1 Anadolu yarimadasini Asya kitasinin bütününden ayri göstermek için eskiden beri tarihi kaynaklarda Anadolu’ya hep Küçük Asya denilmistir. Batili kaynaklarda böyle adlandirilmis, örnegin milattan sonra 400 yilindan itibaren bu bölgeye Latince Küçük Asya anlaminda Asia Minor denilmistir.2 Arab gezginleri bu topraklari Bilad al-Rum (Rum ülkesi) olarak adlandirmislardir. Batiya dogru bir yarimada olarak uzanan Anadolu’nun Bati, Kuzey ve Güney sinirlarinin denizlerle sinirlandigi ve belirlendigi zaten açik olarak haritalarda görülmektedir. Konumuz açisindan Anadolu’nun veya Küçük Asya’nin Dogu sinirinin nereden geçtigi? sorusunun yaniti, hem Batiya yönelik Kürt göçünün sinirlarini bilmek açisindan, hem de Orta Anadolu’nun sinirlarinin kaba olarak bilinmesi açisindan önem kazaniyor. Bilim adamlari genellikle Kuzeyde Trabzon yöresi ve Güneyde bulunan Iskenderun körfezi arasinda uzanan bir çizgiyle Anadolu’nun Asya kitasindan ayrildigi görüsündedirler. Bu görüse göre Karadeniz ve Akdeniz arasinda kalan toprak parçasina Anadolu denilebilir. Bu bilgilere dayanarak, co&cu
Bu tarihi bilgilere dayanarak diyebiliriz ki Anadolu Türkiye’dir ama Türkiye, Anadolu demek degildir. Türkiye, Anadolu disinda baska topraklari da kapsamaktadir, örnegin Kürdistan’in bazi parçalarini kapsadigi gibi. Böyle olunca günümüzde kullanilan Dogu Anadolu Bölgesi ve Güney Dogu Anadolu Bölgesi topraklarinin Anadolu’nun birer parçasini olusturup olusturmadigi tartisma konusu olmaktadir. Bilindigi gibi günümüzde Türkiye’nin Asya topraklarinin tümü bugün Anadolu olarak kabul edilmektedir.
Kürdistan’dan batiya göç eden Kürtlerin Anadolu’nun degisik kesimlerine yerlestigini görüyoruz. Bunlardan bir kesimi Orta Anadolu’ya yerlesmislerdir. Zaman zaman degisik kaynaklarda kullanilan Iç Anadolu Kürtleri ifadesi yerine Orta Anadolu Kürtleri ifadesinin kullanilmasi daha dogrudur. Türkiye haritalarinda oldugu gibi tüm Anadolu’yu degisik cografik bölgelere ayirmak yerine, bu topraklari üç dilim halinde inceliyebiliriz;
a) Bati Anadolu
b) Orta Anadolu
c) Dogu Anadolu
Anadolu’nun Kuzey yöresinin uç noktalarindan Kastamonu ve Sinop’tan baslayarak, Güneye, Akdeniz Bölgesi’ne dogru gittikçe bir üçgen biçiminde genisleyen Orta Anadolu’nun degisik yörelerinde tarihte irili ufakli adaciklar halinde birçok Kürdün yasadigini görüyoruz. Bu genis alanin Güneydeki bir ucu Burdur-Isparta, bir diger ucu Adana-Kahramanmaras’a kadar uzanmaktadir. Böylece Kürtlerin tarihsel bilgilere göre Kuzeyde Kastamonu-Sinop kösesi, Güneyde Burdur-Isparta ve Adana-Kahramanmaras köselerinden olusan ve Türkiye’nin Orta kesimlerinde yer alan bir üçgen üzerinde dagildiklarini görüyoruz. Karadeniz, Ege ve Akdeniz Bölgelerinin bazi noktalarina kadar uzanan bu alan üzerindeki Kürtler, iç göçler ve aksi göçler sonucunda sürekli hareket halinde olmusla
Hem kültürel etkilesim bakimdan, hem de cografik yakinlik bakimindan Orta Anadolu Kürtlerini "Iç Anadolu Kürtleri" biçiminde adlandirmanin yanlis çagrisimlara yol açtigi kesindir. Iç Anadolu Kürtlerinin disinda kalan, ama kendileriyle komsu olan diger Kürtlere bilimsel anlamda "mesafeli davranilmasi" dogru olamaz. Teorik ve kategorik olarak Iç Anadolu Bölgesi disinda kalan diger Kürtleri, örnegin Kastamonu ve Sinop’taki Kürtleri nereye sikistiracagiz? Bu nedenle Orta Anadolu Kürtleri ifadesi bilimsel açidan daha anlamlidir diye düsünüyorum. Bu incelememizin asil konusunu daha ziyade Trabzon-Iskendurun hattinin Batisinda kalan ve tarihi kaynaklarda genellikle Küçük Asya denilen Anadolu topraklarinin iç kesimlerinde yasayan Kürtlerin tarihi geçmisi olusturmaktadir. Batida Ege ve -
Bu inceleme, Batiya yönelik Kürt göçünün tarihi gelisimi konusunda ilerde yapilacak çalismalara açisindan sadece bir katki olarak düsünülebilir. Çünkü simdiye kadar Kürdistan’in degisik yörelerinden Batiya yönelik Kürt göçünün tarihsel ve baska boyutlari yeterince incelenmis degildir. Ama yüzyillar boyunca Anadolu’nun degisik yörelerinde Kürt kolonileri hep var olmustur. Geçen yil yayimlanan Eski Istanbul Kürtleri adli çalismamiz, Batiya yönelik göç olgusu üzerine yapilan çalismalar ve incelemeler konusunda sadece bir örnek olusturmaktadir.4 Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerine göç etmis Kürtlerin, özellikle Adana, Ankara ve Izmir gibi önemli kentlere yönelik Kürt göçünün tarihi öyküsü ilginç sonuçlar ortaya çikaracaktir.5
ORTA ANADOLU KÜRTLERI KONUSUNDAKI INCELEMELER
19. ve 20. yüzyillarda Orta Anadolu’nun degisik yörelerini dolasarak bazi incelemelerde bulunan yabanci bilim adamlari, bu yörelerde yasayan göçer, yari-göçer ve yerlesik Kürtlerle tanisma olanagina kavusmus ve daha sonra kaleme aldiklari çalismalarda, kisaca Orta Anadolu Kürtlerine deginmislerdir. Bu bilim adamlari arasinda Ingiliz, Alman, Fransiz, Rus, Isveç ve Danimarkali degisik ülkelerden birkaç arastirmacinin adlarina rastlamaktayiz. Nuh Ates, 1992 yilinda yayimladigi çalismasinda bu gezgin ve arastirmacilardan bazilarina deginmisti. Biz, burada bazi tekrarlamalara girmeden, daha ziyade Nuh Ates’in deginmedigi veya az degindigi bazi gezginler ve arastirmacilar üzerinde duracagiz. Orta Anadolu Kürtleri konusunda bizi aydinlatan bazi arastirmacilar ve çalismalari 1842 yilindan baslayarak günümüze kadar asa&c
Batili kaynaklarda Orta Anadolu Kürtleri konusuna dikkatlerimizi 1842 yilinda kaleme aldiklari incelemeleriyle ilk kez çekenler, Ingiliz kökenli W.F. Ainsworth ve W.J. Hamilton’dur. Böylece Orta Anadolu Kürtleri konusundaki arastirmalarin tarihi yaklasik olarak 150 yillik bir geçmise sahiptir diyebiliriz. Orta Anadolu Kürtleri konusunda bize ilk bilgileri ulastiran arastirmacilardan birisi, Ingiliz kökenli W.F. Ainsworth’dur (1807-1896). Doktor olan Ainsworth, önceleri Ingiltere ve Irlanda’da kolera salgini üzerine çalismalar yapmis ve bu konuda kaleme aldigi bir kitapçigi büyük bir yanki uyandirmistir. Ainsworth, 1835 yilinda Firat yöresine ve 1838 yilinda Kürdistan’a yapilan inceleme gezilerine katilir. Doguya yaptigi bu incelemeler sonucunda üç arastirma kaleme almistir.6 1837 yilinda Firat gezisinden dönen arastirmaci, daha sonra Kürdistan’da bir inceleme gezisine çikmistir. Orta Anadolu Kürtleriyle karsilasmasi bu ikinci gezi sirasinda olmustur. Istanbul’dan yola çikarak Karadeniz üzerinden Ankara’ya gelen Ainsworth, bu yörede yasayan Haymana ve Kulu Kürtleri ile karsilasir ve 1842 yilinda yazdigi bir kitabinda kisaca onlari bize tanitir.7 Bu kez yine 1842 yilinda W.J. Hamilton adinda baska bir Ingiliz arastirmacisinin seyahatnamesi yayimlanir. Hamilton, gezi notlarinda kisaca Orta Anadolu Kürtlerini okuyucuya tanitir.8
P. von Tschihatchef (1808-1890) adli Rus doga bilimcisi ve cografyacisi, egitimini bitirdikten sonra 1845-1848 yillari arasinda Istanbul’da Rus atesesi olarak çalisir.9 Daha sonra zamaninin çogunu Anadolu’nun degisik yörelerini incelemeye verir. Istanbul ve Anadolu’nun degisik yörelerinde cografik incelemelerde bulunur ve birkaç önemli inceleme kaleme alir.10
Bilim adamlarinin ilgisini ciddi olarak Orta Anadolu Kürtleri konusuna çeken ilk arastirmaci, Fransiz arkeolog Georges Perrot’tur (1832-1914) diyebiliriz. Arastirmacinin 1865 yilinda kaleme aldigi Haymana Kürtleri (Les Kurdes de L’Haimaneh) de adli incelemesi, simdiye kadar yöre Kürtleri üzerine kaleme alinan ilk uzun incelemelerden birisi olarak bilinmektedir. Bu nedenle Georges Perrot’u "Orta Anadolu Kürtleri Incelemeleri’nin Babasi" olarak tanimlayabiliriz.11 G. Perrot, 1877 yilindan itibaren Sorbonne Üniversitesi’nde ögretim üyesi olarak çalismaya baslar. Degisik birkaç dil bilen Georges Perrot’un Fransizca kaleme alinmis birçok incelemesi bulunmaktadir.12 1914 yilinda öldügünde Reveu Archeologique adli derginin redaksiyonunda bulunmaktaydi. Georges Perrot, 1861—1872 yillari arasinda birkaç kez Anadolu’ya gitmis, ülkenin degisik yörelerinde incelemelerde bulunmustur. 1867 yilinda yayimlanan Küçük Asya’dan Bir Geziden Anilar (Souvenirs d’un voyage en Asie Mineure) adli kitabinda zaman zaman Kürtlere göndermede bulunur ve daha Ankara’ya varmadan önce Bolu yöresinde karsilastigi Kürtlere deginir. Perrot, özellikle Üsküp yöresinde, yari göçebe bir yasam sürdüren Kürtlerin yasam kavgasini ele alir. Bolu yöresindeki Kürtleri bize Ankara’ya geldiginde burada M. Sismanyan adli bir Ermeninin evinde kalir.
Bir baska Fransiz arastirmacisi olan Vital Cuinet 1890-1894 yillari arasinda birkaç ciltten olusan Asya Türkiyesi adli dev bir arastirma kaleme aldi. Bu çalismasinin birinci cildinde bu arada Orta Anadolu Kürtlerine deginir ve Ankara yöresinde dokuz Kürt asireti hakkinda kisa bazi açiklamalarda bulunur: Riswan, Sexbizini, Badilli, Terikiyani, Mikaili, Yambekli, Koyibanli, Seyfanli, Atinanli. Vital Cuniet bu yöredeki Kürtlerin yerlesik olduklarini, geçimlerini tarim ve hayvancilikla sagladiklarini söyler.14
Oxfort Üniversitesi’nde arkeoloji dalinda çalisan W.M. Ramsay (1851—1939), özellikle Orta Anadolu’daki antik kültürlerin ve yöre cografyasinin tarihi konusunda kapsamli arastirma ve projelere öncülük etti.15 Orta Anadolu’da çalismalarini yürüttügü sirada Haymana Kürtleriyle tanisir ve onlara misafir olur. 1883 yilinin Agustos ayinda Prof. Sterrett ile birlikte, Bati Haymana’da taninmis bir Kürt beyini ziyaret eder. Üç yil sonra 1886 yilinda Brown ile birlikte bu kez Dogu Haymana’dan geçerler. Anilarinda Kürtler ile iliskilerine deginen Ramsay, 1884 yilinda Kayseri yöresinden Haci adinda baska bir Kürt ile tanistigini söyler. Diger bazi Avrupallar gibi Ramsay da Kürtler üzerine anlatilan öykülerden etkilenerek anlatimlarinda zaman zaman Kürtlerin çevreleriyle olan uyumsuzluguna deginir. Ramsay, arkadasi Hogarth ve yardimcisi ile birlikte 1890 yilinda Kürtlerin ülkelerini ziyaret ettiginde, bir Kürt beyinin söyledigi bazi sözleri ilginç bulur; "Bizim bütün adamlarimiz hirsizdirla
Arastirmaci Friedrich Sarre, 1896 yilinda yazidigi bir incelemesinde, Cihanbeyli yöresinde bazi Kürtler ile karsilastigini belirtir. Dondurma köyü yöresindeki Kürtlerin dokuduklari güzel örtü ve halilari kendilerine gösterdiklerini ama yüklerinin agir olmasi nedeniyle bunlari satin alamadiklarini söyler. Günümüzde Gölyazi olarak bilinen Dondurma köyünde 19. yüzyilda genellikle develerin yardimiyla tuz ticareti yapiliyordu, bu isi erkekler yürütüyor ve kadinlar genellikle hali dokuyorlardi. Friedrich Sarre, daha önceleri 1830-1840’larda yörede bulunan Hamilton ve Ainsworth adli Ingiliz gezginlerinin Türkmenlerle çatisma halinde bulunan Kürtlerden çekindiklerini ve bu yüzden Doguya geçmek için Güney yolunu salik vermediklerine isaret etmektedir. Bu sözlerle Kürtler hakkindaki çekingenligini
Yabancilar ve gezginler, Kürtler hakkinda bu yillarda gelistirilen önyargilarin dogru olmadigini, bizzat Kürtler arasina katilarak ve onlarin konukseverlligini yasadiktan sonra görebilmislerdir. Yabanci bir gezgin Tournefort daha 1700’lerde yazdigi bir kitabinda: "Kürt eskiyasi gece uyumakta, Türkmen eskiyasi gece dahi faaliyet halinde bulunduklarindan etrafa büyük dehset saçmakta idiler"18 biçiminde bir açiklamada bulunur ve böylece Kürt eskiyasinin amatörlügüne! ve tembelligine! deginir.
Çagimizin basinda Kürdistan’in degisik yörelerini dolasan Ingiliz arastirmacisi Mark Sykes, 1908 yilinda kaleme aldigi bir incelemesinde Osmanli Imparatorlugu’ndaki Kürt Asiretlerini siniflandirarak, bu asiretler hakkinda demografik ve etnografik birçok bilgi sunmaktadir. Mark Sykes, bu incelemesinde Kürt asiretlerini A, B, C, D, E, F biçiminde alti temel seksiyona ayirmaktadir. Özellikle E ve F seksiyonlarinda Orta Anadolu’da yasayan Kürt asiretlerini okuyucuya tanitmaktadir. E seksiyonunda Toroslar ve Binbogalar, F seksiyonunda Ankara ve Yozgat civarindaki bazi Kürt asiretlerini ele almaktadir.19 Kürt tarihçisi M. E. Zeki, Kürdistan Tarihi adli çalismasinin sonunda Kürt asiretlerini siniflandirirken, Mark Sykes’in Kürt asiretlerine iliskin bu sematik siniflandirilmasindan yararlandigi görülmektedir. Diger yandan Mark Sykes, Kürtlerin ilk kez Orta Anadolu’ya Yavuz Sultan Selim döneminde yapilan zorunlu göçler sonucunda geldigini öne sürmektedir.20
Orta Anadolu Kürtleri konusunda bazi çalismalari olan arastirmacilardan birisi de Alman kökenli Hermann Wenzel’dir. 1932 ve 1937 yillarinda yayimladigi arastirmalarinda burada yasayan Kürtlere deginir ve Ankara keçisinin asil yetistiricilerinin Kürtler oldugunu söyler.21 Alman kültür-cografyacilardan Wolf-Dieter Hütteroth, Kürtler konusunda yaklasik olarak kirk yildir degisik çalismalar yapmaktadir. Ilk kez 1959 yilinda Toroslarda yasayan Kürtler arasinda göçebelik konusunda kapsamli bir inceleme hazirlar.22 Daha sonra yazdigi bir çalismada bu yörelerdeki Kürt yerlesim alanlari konusunda bilgi sunmaktadir.23 1968 yilinda Orta Anadolu’nun Güney yöresindeki yerlesimin son dörtyüz yillik tarihini inceleyen arastirmaci, bu çalismasinda Orta Anadolu Kürtlerine de deginir.24 Ingilizce kaleme aldigi baska bir incelemesinde yine Orta Anadolu’daki Kürtlere kisaca yer verir.25 Su anda Almanya’da Erlangen Üniversitesi, Cografya Enstitüsi’nde çalisan Wolf-Dieter Hütteroth, son olarak 1996 yilinda Paris’de düzenlenen Kürtler ve Sehir adli uluslararasi konferansa Diyarbakir tarihi konusunda bir bildiri sunmustur.
1927 yilinda Orta Anadolu’yu dolasan Ingiliz arastirmacisi L. Loewe, esiyle birlikte, Cihanbeyli yöresinde Kürdoglu adli köye ugramistir.26 Dil Tarih ve Cografya Fakültesi ögretim üyelerinden W. Ruben, Kürtler tarafindan 1891 yilinda kurulan Kadioglu köyünü ziyaret etmis ve yazdigi bir incelemede kisaca bu köyü tanitmaktadir.27
Wolfram Eberhard, 1953 yilinda yazdigi bir incelemesinde Maras ve Adana yöresindeki bazi iskân sorunlarina deginmekte ve bu yöredeki Kürtler konusunda ilginç açiklamalarda bulunmaktadir. Wolfram Eberhard, incelemesinde Kozanogullarinin etnik bakimdan Kürt oldugunu ve Yavuz Sultan Selim döneminde buraya sürgün edildiklerini aktarir.28 P.H. Massy, Toros yöresindeki Kürtlerin üzerinde yasadiklari cografyayi incelemis ve burada yasayan Kürtler hakkinda kisa açiklamalarda bulunmaktadir.29
1960’li yillardan itibaren Orta Anadolu yöresinden özellikle Danimarka, Isveç gibi Iskandinavya ülkelerine göç eden Kürtlerin durumu bu ülke arastirmacilarinin dikkatlerini çekmis ve bu konuda bazi arastirmalar yapilmistir. Bu arastirmacilardan birisi, Danimarkali arastirmaci, Jan Hjarnø’dur. Özellikle Konya’ya bagli Cihanbeyli ilçesi sinirlari içinde bulunan Kusça köyü konusunda 1969 yilindan itibaren çalismalar yürüten arastirmaci, tam otuz yildir bu yöre insanlari konusunda degisik arastirmalar yapmaktadir. Jan Hjarnø, sadece bu köy konusunda etnolojik çalismalar yapmakla kalmamis, bu köyden insanlarin Danimarka’ya yaptiklari göçleri ve Danimarka’daki yasamlarini da incelemistir. Eskiden Heciler denilen bu köyün yarisindan fazlasi Danimarka’ya göç etmistir. Yaklasik olarak 500 aile Danimarka& Jan Hjarnø 1988 yilinda kaleme aldigi baska bir incelemede, bu kez Danimarka ve Isveç’te bulunan Kürtler konusunda bazi karsilastirmalarda bulunur. Bu incelemede Danimarka’da bulunan Cihanbeyli Kürtleri ve Isveç’te yasayan Kulu Kürtleri konusu ele alinmaktadir. Danimarka’da Ishoj Belediyesi ve Isveç’te Botkyrka Belediyesi’ni örnek çalisma alani olarak seçen arastirmaci, degisik açilardan bu iki farkli yöredeki Kürt göçmenlerinin yasamini incelemektedir.31 Jan Hjarnø’nun 1991 yilinda kaleme aldigi Kürt Göçmenleri (Kurdiske Invandrere) adli kapsamli çalismasinda, Cihanbeyli yöresinden gelen Kusça Kürtlerinin göç serüvenini bir bütün olarak ele alinmaktadir.32
Cihanbeyli yöresindeki bu Kürtlerin büyük bir kesimi Danimarka’ya yerlesmistir. Kulu yöresinden Kürtler ise; Isveç’i tercih etmislerdir. Isveç’e yapilan bu zincirleme Kürt göçü, su anda çalismalarini Isveç Yabancilar Enstitüsü ve Müzesi Vakfi’nda yürüten Ingrid Lundberg’in ilgisini çekmis ve çalismalarinda Kulu Kürtlerine deginmektedir. Ingrid Lundberg, Stockholm’deki Kululular adli kitabinda bu arada Isveç’te yasayan Kulu Kürtleri konusunu ele almaktadir.33 Birkaç kez Kulu ve yöresine giderek bazi saha çalismalari yapmis arastirmaci, daha sonralari Ingvar Svanberg ile birlikte hazirladigi kitabinda Kulu yöresinde bulunan bazi Kürt köyleri konusunda ilginç karsilastirmalar ve tespitlerde bulunmaktadir.34 Özellikle bu Kürt köyleri ve yerlesim birimlerinin ne zaman kurulduklari, hangi asiretlerin buralarda bulunduklari ve bu köylerin nüfusu konusunda tarihsel, etnografik ve demografik bazi veriler sunulmaktadir.
KÜRTLERIN ORTA ANADOLU’DAKI AYAK IZLER
Son yillarda yapilan bazi arastirma ve incelemeler sonucunda, Orta Anadolu Kürtleri konusunda yeni yeni tarihi bilgilere kavusuyoruz. Orta Anadolu Kürtlerinin tarihinin yazimi konusunda asil bilgilerin özellikle iskân, sürgün ve göçler konusunda yapilacak daha genis ve ciddi çalismalar sonucunda ortaya çikagini söyleyebiliriz. Orta Anadolu Kürtleri konusunda öne sürülen tez ve görüsler genellikle sürgün konusu efrafinda yogunlasmakta ve belli bir yigilma gösteriyor. Sadece Orta Anadolu Kürtleri açisindan degil, sürgün olgusu diger parçalarda yasayan Kürtlerin tarihinin bilinmesi açisindan da önem tasimaktadir.35 Kürtlerin sürgün, iskân ve göç tarihinde zaman zaman tahminlerimizi asan çok eski ve ilginç bazi bilgilere rastlamaktayiz. Kürtlerin degisik nedenlerle birçok yere sürgün edilmeleri uzun bir geçmise dayanir. Istanbul’un fethi sonrasinda yüzlerce Kürdün Istanbul’a sürgün edildikleri konusuna Eski Istanbul Kürtleri adli kitabimizda kisaca deginmistik.36 Bu sürgünler sonucunda Danismendlü, Depeviran ve Isikli adli bazi Kürt köylerinin bundan yaklasik olarak 500 yil önce Istanbul’da kuruldugu kimin aklina gelirdi? Bu köylerden ilki olan Danismendlü hakkinda kaynaklarda su açiklama yer almaktadir: "Kürtlerdir, öte yakada A’yân gölünden sürgünler imis, zirâ’at etmeyüp ticâret edüp ellerinde mezâriden nesne yogmus".37 Daha eskilere gittigimizde ilginç öykülerle karsilasmaktayiz. Timur’un saldirilari sonucunda Kürtlerin Istanbul’u asarak Rumeli’nin degisik yerlerine dagildigina ne demeli? Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesi eski ögretim üyelerinden Prof. Ömer Lütfi Barkan’in bundan yillar önce kaleme aldigi Bir Iskan ve Kolonizasyon Medotu Olarak Sürgünler adli nefis incelemeler dizisinin bir yerinde dipnotu olarak eski bir kaynaktan yapildigi anlasilan ilginç bir alinti dikkatlerimizi çekmektedir ve böylece savaslar yüzünden Kürtlerin Rumeli’ye kadar göç ettiklerini görüyoruz: "Ve hem Timür Han bu vilayete giriyecek söyle heybey birakti kim önüne kimse karar edemezdi. Cümle ugrayacagi yerlerün halki kaçub denizi geçüb Rümeli’ne döküldü
Baska kaynaklarda "Absafi Kürtleri" ve "Karagulu Kürtleri"nin Rumeli’ye sürgüne gönderildigi belirtilmektedir: "Rum-ili’ne sürülüb perakende olmuslardir".39 Kürd sözcügüyle baslayan bazi mekan adlarinin Macaristan ve Çekoslovakya gibi memleketlerde bulunmasi, Kürtlerin iskân, sürgün veya göç olaylari sonucunda Dogu Avrupa’da bulunan degisik ülkelere kadar gittiklerini ve dagildiklarini gösteriyor.4
Istanbul’un fethiyle birlikte degisik yöreden Istanbul’a zorunlu göçler yapilmis ve Istanbul’un müslüman nüfusunun çogalmasina çalisilmistir. Orta Anadolu yöresinden, örnegin Aksaray ve yöresinden yiginlar halinde halk Istanbul’a sürgün edilmistir. Bu yöre insanlarinin Istanbul’a yerlestigi mintika daha sonra Aksaray olarak tarihe geçmistir. Orta Anadolu’da bosalan bu yerlere baska bölgelerden insanlar gelip yerlesmistir. Özellikle 15. yüzyilda yani Istanbul’un fethinden sonra Orta Anadolu’da bulunan Aksaray yöresinde bazi Kürt köylerinin kuruldugu görülmüstür.41
Kürtlerin kesin olarak ne zaman Orta Anadolu’yu geldikleri ve buraya yerlestikleri sorusuna kesin bir yanit vermenin güçlükleri ortadadir. Bu konudaki arastirma ve incelemelerin çok yeni oldugunu belirtmek gerekir. Ama elimizdeki kaynaklari inceledigimizde Istanbul fethedilmeden daha önce, Kürtlerin en azindan 13. ve 14. yüzyillarda Orta Anadolu’yu tanidiklarini, degisik güçler yaninda savastiklarini ve yöreden geçerek baska bölgelere gittiklerini görüyoruz. Bazi tarihi kaynaklar, Kürtlerin Türkmenlerle birlikte hareket ederek 13. yüzyilda Orta Anadolu’nun içlerine kadar gittigini belirtirler.42
Daha önceleri Malatya yöresinde hakim olan bazi Kürtlerin, Orta Anadolu’dan geçerek 14. yüzyilda Anadolu’nun baska bir ucunda Eskisehir ve Afyon arasinda bulunan Kütahya yöresinde Germiyanogullari adindaki beyligin kurulus çalismalarina katkida bulundugunu görüyoruz.43 Arastirmacilara göre Germiyanogullari’nin bir kesimi Kürtlerden olusmaktadir. Claude Cahen’in Türk-Kürt karisimi olarak tanimladigi Germiyanogullarinin, Konya ve yöresinde hakim olan Karamanlilarla çatisma halinde olduklarini belirtmektedir.44 Savasçi olarak bilinen Germiyanogullari’nin gücünden yararlanmak isteyenler olmustur. Tarihi bilgilere göre Germiyanogullarinin bu kez Konya yöresinde Türkmenlere karsi düzenlenen bir saldirida yer aldiklari görülüyor.45 Bu yillarda birçok savas ve sefere katilmak zorunda olan bu Kürtlerin Orta Anadolu’daki akibeti konusunda bildiklerimiz çok sinirlidir. Fransiz arastirmacisi Claude Cahen, Türklerin Anadolu’ya gelip, buraya yerlestigi sirada ortaya çikan yeni güçler ve büyüyen çatismalar sonucunda Kürtlerin sürekli hareket halinde oldugunu belirtir: "...Bu arada pek çok Kürt gruplari da yer degistirmistir. On dördüncü yüzyilda, Diyarbakir kavimlerinin dagilis biçimleri daha önceki dönemlerde oldugundan degisiktir, ama on altinci yüzyildaki durumlarinin aynidir. Ayrica bu dönemde Kürtlerin önceleri hiç bir zaman görülmemis olduklari Ermeni yörelerine de sizdiklari anlasilmaktadir".46
Bazi tarihçiler Orta Anadolu’ya asil Kürt göçlerinin ilk kez Yavuz Sultan Selim döneminde oldugunu belirtirler. Yavuz Sultan Selim’in saltanati sirasinda (1512-1520), Kürdistan’in Osmanli Imparatorlugu’na baglandigi yillarda, Kürtler kitleler halinde Batiya sürgün edilmislerdir. Aksi göçler de olmustur. Daha önceleri Orta Anadolu’da yasayan bazi asiretlerin, örnegin Cibranli asiretinin Batidan, Doguya sürgün edildigi öne sürülmektedir.47 Eger bu görüs dogruysa, o zaman yukarida belirtildigi gibi Kürtlerin Yavuz Sultan Selim döneminden daha önceleri Orta Anadolu’da geldikleri ortaya çikmaktadir. Orta Anadolu’ya ilk Kürt sürgünlerinin Yavuz Sultan Selim döneminde oldugunu ileri sürenlerden birisi, çagimizin basinda Kürt asiretleri üzerine sistemli bazi çalismalar yapmis olan Mark Sykes’tir. Arastirmaci Mark Sykes’in en azindan Ankara ve Yozgat yöresindeki Kürt asiretlerinin Orta Anadolu’ya yerlesim tarihi konusundaki görüsü böyledir.4
1958 yilinda Osmanli Imparatorlugu’nda Asiretlerin Iskâni konulu bir doktora tezi hazirlayan Cengiz Orhonlu, 17. yüzyil sonlarindan itibaren, yani 1691 yilinda çikartilan yasal düzenlemelerle ülkede genis kapsamli iskân hareketlerinin yasandigini gösteriyor. 1691 yilindan itibaren iskân edilen asiretler arasinda, örnegin Ankara ve Çankiri yöresinde kislayan Kürt asiretlerinden söz edilmektedir.49 Bu durum da gösteriyor ki Kürtler daha 1691 yilindan itibaren veya daha önceleri Orta Anadolu’yu kendilerine uygun bir mekan olarak seçmislerdir. Baska bir ifadeyle, Orta Anadolu yöresinin Kürtler tarafindan kesfi bu yillarda da sürmüstür. Sonunda Kürtler burayi kendileri ve hayvanlari için uygun bir yerlesim alani olarak seçmislerdir.
Alman cografyaci Hütteroth, bir incelemesinde Kürtlerin Orta Anadolu’ya yerlestiklerini kanitlayan en eski belgenin 1767 tarihli oldugunu söyler. Hütteroth’un sözünü ettigi belge daha önceleri Ahmed Refik’in yayimlamis oldugu bir belgedir ve Karaman Eyaleti’nde "Karaca Kürtleri" adli bir asiretin yasadigini gösteriyor.50 Ama diger kaynaklari inceledigimizde, örnegin baska bir kaynak Karaca Kürtleri ile birlikte Kürt Mihmatli adli bir Kürt asiretinin, Orta Anadolu’da bulunan Nevsehir sehrinin kurulus çalismalarina daha erken bir dönemde yani 1727 yilinda katildigini gösteriyor.51 Böylece olunca Kürtlerin Orta Anadolu’ya yerlesmesi, Ahmed Refik ve onu kaynak gösteren Hütteroth’un öne sürdügü gibi 1767 tarihinde degil, daha eski bir tarihte baslamistir diyebiliriz. Mevcud kaynaklara dayanarak 17.yüzyilin sonlarina dogru yani 1690’li yillardan itibaren Kürtlerin Orta Anadolu’ya yönelik göçü devam etmistir. Orta Anadolu’nun Kürtler tarafindan ilk kesfi yukarida söyledigimiz gibi daha eskilere dayanair. Buralari daha önceleri degisik nedenlerle ziyaret eden Kürtler olmustur. Diger yandan yörede göçer ve yari göçer olarak yasayan Kürtlerin bölgeye tam olarak yerlesmesi bir anda olmamistir. Kürtler ancak çok çetin ugraslar ve mücadeleler sonucunda bölgenin yerlileri ve sahipleri arasina katilmislardir. Kisacasi, Orta Anadolu Kürtlerinin bu yasam kavgasi y&u
Fransiz arastirmacisi G. Perrot tarafindan Orta Anadolu Kürtlerinin tarihine iliskin olarak 1860’larda yapilan ilk ve en eski bir sözlü tarih çalismasi, Orta Anadolu Kürtleri tarihinin çok eskilere gittigini gösteriyor. Perrot, yöredeki yasli insanlara ne zaman buraya gelip yerlestikleri sorusunu, bu yasli insanlar yüz-ikiyüz yildan beri burada yasadiklarini ve baba ve atalarinin buralarda dogduklarini söylemislerdir.52 G. Perrot, bu yaniti 70-80 yaslarinda olan yasli insanlarin agzindan 1860’li yillarda isittine göre, yöredeki insanlarin buralara en azindan 1700’lerde hatta daha önceleri geldigi ortaya çikmaktadir. Bu bakimdan Perrot’un Haymana’daki yasli bazi insanlara yönelttigi bu sorusu ve yazili olarak günümüze kadar gelen yaniti, Orta Anadolu Kürtleri tarihinin çok gerilere gittiginin anlasilmasi bakimindan büyük bir önem kazanmaktadir. Isveçli iki arastirmaci Ingrid Lundberg ve Ingvar Svanberg, Kulu yöresinden Isveç’e gelen Türkler ve Kürtler konusunda ortaklasa hazirladiklari bir arastirmada, Orta Aadolu Kürtlerinin buraya gelislerine iliskin olarak Perrot’un bu notlarini önemli bulmuslardir: "18. yüzyilin sonlarina dogru Kürt asiretlerinin Haymana yöresindeki daglarda ortaya çiktiklari görülmektedir. R Böylece mevcud kaynaklarin yaklasik olarak birbirini dogruladigi ve tamamladigi görülmektedir. Orta Anadolu’ya sürgün edilen, zorunlu iskâna tabii tutulan veya degisik nedenler yüzünden göç ederek buralari kesf eden Kürtler, 17.yüzyildan itibaren yayla ve kislalarda sürdürdükleri yari-göçmen yasami terk ederek, buranin yerlileri arasina katilmislardir, 18. yüzyilda iç göçler devam etmistir ve 19. yüzyilin baslarindan itibaren bugünkü birçok Kürt köyünün kuruldugu ve ilerde görecegimiz gibi Kürtlerin tam yerlesik bir yasama geçtikleri görülmüstür.
Türk Boylari’nin Anadolu’ya açildiklari yillarda Kürt-Türkmen isbirligi ve yakinlasmasinin arttigi görülmüstür. Hareket halinde olan Kürt ve Türkmenlerden olusan yörükler, iskân hareketleri nedeniyle zaman zaman Güneyi birakarak daha Küzeylere dogru göç ederek Orta Anadolu’nun içlerine kadar gelmislerdir. Maras, Gaziantep ve Adana yöresinde sayilari giderek artan Kürtler, buralarda bir güç haline gelmislerdir. Denetimin saglanmasi için askeri ve polisiyle çözüm yollarina bas vurulmustur. 1865 yilinda kurulan Firka-i Islahiye’nin temel amaçlarindan birisi göçmen Kürt ve Türkmen boylarinin iskâni konusudur. Güneydeki bu politiklarin bir sonucu olarak, buradaki Kürtlerden bir kesimi artan tehditler yüzünden bölgeyi terk etmek zorunda kalmistir. Kozanogullarin Kürtlerin bir kesimi Toroslari asarak, Orta Anadolu’nun degisik yörelerine göç etmislerdir.
ORTA ANADOLUYA GÖÇ VEREN YÖRELE
Orta Anadolu’ya gelen Kürtlerin nereden geldikleri sorusu, bunlarin ne zaman geldikleri sorusu gibi son derece önemlidir. Ama bu alandaki bilgilerin son derece sinirli oldugunu görüyoruz. Bu konu ayri bir çalismayi gerektiriyor. Anadolu’nun disnda yasayan baska yörelerden Kürtlerin, Orta Anadolu’ya göç ettikleri görülmüstür, Iran’dan göç eden Lek Kürtleri gibi. Özellikle Adana ve yöresinde yasayan, daha sonralari baska yörelere göç eden Lek Kürtlerinin asil yurtlari Kermansah’dir. Iran’da Lekistan denilen bir yöre de yasamaktadirlar.55 Lek Kürtlerinin 1512 yilinda Yavuz Sultan Selim ve güçlerine yardim ettikleri ve daha sonra Kozan yöresine yerlestikleri öne sürülmektedir. Arastirmaci Wolfram Eberhard bir incelemesinde Kozanogullarinin aslinda Kürt oldugu ve zamanla Türkmenlestiklerini belirilmektedir.56 Daha sonraki yillarda Kozanogullarinin daha güçlü olabilmek için bu kez cesaretleriyle taninan Lek Kürtlerinin kizlariyla evlenmeyi tercih ettikleri görülmüstür.57 Diger yandan Kürt tarihçilerinden Celilê Celil’in ortaya çikardigi iki belgede, Kozanogullarindan bazi kisilerin, örnegin bir Kürt olarak Kozanoglu Süleyman Bey’in 1888 yilinda Istanbul’daki Rus Büyük Elçiligiyle iliskiye geçtigi görülmektedir.58 Lek Kürtleri daha sonralari Anadolu’nun baska yörelerine dagilmislardir. Urfa’da "Lekler Mahallesi" adinda bir mahallenin oldugu söylenmektedir.
Degisik kaynaklarda Kars, Agri, Mus, Van, Erzurum, Adiyaman ve Urfa yöresinden Kürtlerin farkli zamanlarda Orta Anadolu’ya göç ettikleri belirtilmektedir. Genellikle Kars ve yöresinde Kürt aristokrasisini temsil eden Torunlar denilen bir tabaka ve asiretten bazi unsurlarin Orta Anadolu’da günümüze kadar varlik göstermis olmasi, Kürdistan’dan buraya yönelik göçlerin tipik bir isaretidir. Kaynaklarda zaman zaman Mala Kosan (Köseler Konagi) diye adlandirilan bu asiretten insanlarin ne zaman buraya geldikleri bilinmiyor.60 Örnegin Polatli yöresinde Köseler ve Yunak yöresinde Torunlar adli yerlerin bulundugu saptanmistir. Bu ilginç Kürt tabakasi konusundaki bilgilerimiz son derece sinirlidir: "Beyligin irsi olarak intikal ettigi boylarda, bey ailesinin yani sira bir torun grubunun mevcudiyeti görülüyor. Bunlar konar-göçer tesekküllerin idarecileri ile beraber bir aristokrasi teskil ediyorlardi".61 Fatma Yesilöz ve Elife Kart’in birlikte hazirladiklari bir lisans tezinde, Cihanbeyli’ye bagli Gölyazi kasabasinda asilzade olarak taninan Torunogullari adinda bir asiretin oldugu belirtilmektedir. Bazi asiret adlarindan açilmisken ilgimizi çeken Espkesan yöresinden de söz etmek gerekir. Hütteroth’a göre Cihanbeyli ilçesinin güneyinde Kirkisla ve Dondurma köyleri arasinda yer alan bu yerin adi Kürtçede Espkesan veya Hespkesan olarak bilinmektedir. Bu sözcük esp (at) ve kesan (çekmek) sözcüklerinden olusmaktadir: "XIX. yüz yilda önce Esbkesan adiyla anilan kasaba, daha sonra Aksehir Kazasi’na baglanarak Inevi adiyla bir nahiye durumuna getirildi. 30 Mayis 1926’da da Cihanbeyli adiyla ilçe merkezi oldu. Bu adin yörede yasayan Canbekli Asireti’nden kaynaklandigi sanilmaktadir.62 Kürtçe bir sözcük olan Espkesan sözcügü ayrica Orta Anadolu Kürtleri arasinda bir asiretin adi olarak biliniyor. Karaman ve yöresinde Atçeken adli bir toplulugun yasadigi öne sürülür. At kültürünün Kürtler arasinda çok eski olmasinin böyle bir adin ortaya çikmasinda etkili oldugu söylenebilir. Bazi kaynaklar XVIII. yüzyilda Mus yöresinden gelen Kürtlerin Konya’nin Kulu ilçesine yerlestiklerini ve Kürdistan’dan gelen Doykanli asiretine bagli bazi göçmenlerin de XVII. yüzyilin baslarinda Konya’nin Yunak ilçesine göç ettiklerini belirtirler.63 Kürdistan’dan Orta Anadolu’ya göç eden Kürtler asiret iliskilerini burada da sürdürmüslerdir. Bu asiretlerin yasadiklari yerlesim alanlarina dayanarak ve bazi karsilastirmalar sonucunda bu Kürtlerin nereden geldikleri konusunda belli ipuçlarina sahip olabiliriz. Örnegin Konya yöresindeki köyler üzerine 1945 yilinda kaleme alinan bir kaynakta bu Kürt asiretlerinin sadece Cihanbeyli yöresinde olanlari söyle siralanmisti;
-Halekânli Asireti (Cihanbeyli kazasinin Xelika Doldurme ve Yapali köylerinde)
-Cüdkânli Asireti (Cihanbeyli kazasinin Haremi Cütkanli ve Yapali Cütkanli köylerinde)
-Ömeranli Asireti (Kulu kazasinin Ömeranli, Çöpler, Beskardes köylerinde)
-Sefkanli Asireti (Kulu kazasinin Celep, Kürt Oglu, Cihanbeyli kazasinin Bulduk köylerinde
-Kütük Usagi Asireti (Cihanbeyli kazasinin Kütükusagi köyünde)
-Nasir Asireti (Cihanbeyli kazasinin Yeniceoba nahiyesinde ve Kusca köyünde)
-Meyhanli Asireti (Kulu kazasinin Yazi Çayiri köyünde)
-Cihanbeyli Asireti (Cihanbeyli kazasinin Sülüklü nahiyesinde, Besisikli, Sarikaya, Boyali, Zaferiye, Hatirli, Içkisla, Hacimusalar, Kelhasan, Haciömer Usagi, Sinanli köylerinde)
-Ekecik Asireti (Haymana kazasinin Çimen, Kandil, Cihanbeyli kazasinin Büyükbeskavak, Küçükbeskavak köylerinde).64
Kürtlerin uzun yollar katlederek Kürdistan’dan çok uzak olan Orta Anadolu’ya yerlesmesinin bazi nedenleri olmalidir. Bu nedenlerin basinda hiç kuskusuz sürgün olaylari, Kürdistan’da süren savaslar, asiret çatismalari, yoksulluk, kitlik, issizlik, evlilik-akrabalik iliskileri ve kisisel tercihler gibi birçok neden gelmektedir. Örnegin Birinci Dünya Savasi (1914-1918) yillarinda yüzbinlerce Kürt, Kürdistan’dan Anadolu’nun Bati yörelerine sürgün edilmislerdir. Huzursuzluk ve gerginliklerin oldugu yöreleri Orta Anadolu’ya en çok göç veren yörelerin basinda gelmistir. Özellikle Rus saldirilarinin yogun oldugu Agri, Kars, Erzurum ve Mus gibi yörelerden göçlerin fazla oldugunu tahmin edebiliriz. Bu yillarda çok genis kapsamli sürgün olaylari yasanmistir. Bu sürgünler sonuc Bu yillarda Erzurum, Van ve Bitlis yöresinden gelen Kürtlerin bir kesimi; Izmit, Samsun, Balikesir gibi daha degisik yörelere iskân edilmislerdir
Sürgün Yeri
ERZURUM, VAN, BITLIS
1.250 2500 3.532 Adana
79.173 5490 25.232 Ankara
9.009 0 0 Kastamonu
0 7824 15.000 Konya
1.000 0 0 Izmit
11.607 0 0 Kayseri
5.000 4811 5.000 Maras
1.235 1500 1.500 Nigde
3.100 0 0 Balikesir
36.672 0 0 Samsun
Bu sürgün Kürtlerden bir kesimi büyük bir olasilikla gittikleri mekanlara yerlesmis, bir daha Kürdistan’daki eski yerlerine geri dönmemislerdir. Kürtler, özellikle yörede bas gösteren savaslar nedeniyle büyük güçlükler yasamislardir. Bir ates çemberi içinde kalan Kürtler sonunda savasan güçlerden birisinin yaninda yer alarak, diger tarafa karsi savasmak zorunda kalmislardir. Bazen de savas yüzünden yerlerini terkederek, göreli olarak daha sakin yörelere, Batiya dogru kaçmislar ve büyük bir kesimi seçimlerini Orta Anadolu’da yapmislardir.
Cumhuriyet döneminde basgösteren Kürt Isyanlari sonucunda birçok kürt sürgün edilmislerdir. 1925 yilinda meydana gelen Seyh Said Isyani sirasinda genis kapsamli sürgün olaylari yasanmis, bir milyon civarinda insan Batiya sürgün edilmistir ve bunlardan bir kesimi ta Trakya’da bulunan Tekirdag’a kadar sürülmüslerdir.66 Seyh Said Isyani’ndan sonra sürgün edilen Kürtlerden bazilari Konya yöresindeki Omeranli köyüne sürgün olarak gelmislerdir.67 Böylece 20. yüzyil baslarinda Orta Anadolu’ya yönelik sürgün ve Kürt göçleri devam etmistir. Diger yandan Kürtlerin Batiya dogru göç etmesinin önemli nedenlerinden birisi de; Dogudan gelen Rus saldirilarinin bu yillarda artmis olmasidir. Yüzbinlerce Kürt insani Anadolu’nun Iç ve Bati kisimlarina dogru göç etmek zorunda kalmistir. Bunlardan bir kesimi Konya yöresine yerlesir. Birinci Dünya Savasi yillarinda Orta Anadolu’ya yapilan bu Kürt göçleri konusunda bu yillarda Istanbul’da çikan Kürt gazete ve dergileri sayesinde net bilgilere sahip oluyoruz. Bu Kürtlerin nereden, ne zaman geldikleri, ne kadar olduklari ve hangi yöreye yerlestikleri konusunda sinirli da olsa bilgi sahibi olmaktayiz. Ama bazi karsilastirmalar yaptigimizda öyle anlasiliyor ki Orta Anadolu’ya yönelik Kürt göçleri h
Sadece Dogu’dan degil, Güneydeki bazi yörelerden Orta Anadolu’ya yönelik göçler de olmustur. Bu yerlesim birimlerinden birisi Dondurma’dir. Yeni adiyla Gölyazi olarak bilinen bu köyün tarihçesi konusunda Fatma Yesilöz ve Elife Kart su bilgileri aktarirlar: "Gölyazi Köyü’nün geçmisi çok eskilere dayanmaktadir, bunu da köy merkezinde bulunan yigma höyüklerden anliyoruz. Gölyazi halki buraya Adiyaman ve Urfa’dan, özellikle Adiyaman’dan gelmistir. Gelip yerlesmelerindeki baslica etken, sosyal hayat ve ekonomik refahin olmamasidir. 19. yüzyilin baslarinda büyük bir kurakligin basgöstermesi, Çukurova’ya göç etmelerine sebep olmustur. 10 yil kadar Çukurova’da kaldiktan sonra geri Dondurma’ya dönmüslerdir. Kasabanin o zamanki ismi Dondurma. Bu bölgede daha önce Rumlar yasadigi için Dondurma ismini de onlar vermistir".68 Arastirmaci Hütteroth’un 1858 yilinda kuruldugunu söyledigi bu köyün tarihi geçmisi konusunda Fatma Yesilöz ve Elife Kart 1855-56 tarihlerini vermektedirler. Genellikle eskilerde geçimlerini tuz ticaretinden saglayan bu köyde kadinlarin dokuduklari halilar, yöreden geçen gezginlerin dikkatlerini çekmistir.
ORTA ANADOLU KÜRT COGRAFYASINDA BAZI TARIHSEL GEZINTILER
Kürtlerin Orta Anadolu’da özellikle, Konya, Ankara ve Kirsehir yörelerinde yogun olarak yasadiklari konusuna daha önce deginmistik.
Kürtlerin çok eski yillarda Orta Anadolu’nun baska degisik yörelerinde yasadiklarini en azindan bu yillarda düzenlenen haritalarda Kürd sözcügüyle baslayan bazi yerlesim birimlerinin varligindan anliyoruz. Yöreyi dolasan bazi gezginlerin düzenledikleri haritalarda isaretlenen bu yörelerin adlari Cumhuriyet’in kurulusuyla birlikte daha sonralari degistirilmistir. Bu eski haritalarda Konya’nin Kulu ilçesine bagli Zincirlikuyu köyünün adi, örnegin Kürdoglu69, Ankara’ya bagli Aksehir yöresindeki baska bir köyün adi Kürdköyü olarak geçmektedir.
Dahiliye Vekaleti’nin 1933 yilinda yayimladigi Köylerimiz adli kitapta Kürt sözcügünün içinde geçtigi yüzlerce köy adi bulunmaktadir. Bu köylerin büyük bir kesimi Kürdistan’in disinda Anadolu’nun diger bölgelerinde, çogunlukla Bati’da bulunmaktadirlar, bu nedenle Kürt köyleri oldugu vurgusuna gereksinim duyulmustur. Dört grup halinde siniflandirdigimiz bu köy adlarina dayanarak eskiden Orta Anadolu’nun degisik yörelerinde Kürtlerin nasil bir dagilim sergilediklerini rahatça görebiliriz. Bu adlara dayanarak buralarda Kürtlerin yasadigini veya buralara ilk kez gelenlerin Kürtler oldugunu kestirebiliriz.
I Kürt sözcügünün tekil biçiminden olusan köy adlari
II Kürt sözcügüyle birlikte bir isim tamlamasi olusturan adlar
III Kürt sözcügünün çogul biçimini alan köyler
IV Kürt sözcügü vasitasiyla türetilen baska köy adlari.
Bu köy adlari diger yandan, Kürtlerin Anadolu’ya nasil göç ettikleri veya dagitildiklari konusunda dolayli olarak bize önemli ipuçlari sunmaktadirlar. Asagida bu köylerden bir kesimi siralanmakta ve parantez içinde bu köylerden bazilarinin hangi kazalara bagli oldugu gösterilmistir, karsilarinda parantez olmayan köyler o ilin merkezine baglidirlar:
I.
Kürt: Kastamonu (Daday)
Kürt: Kastamonu (Inebolu)
Kürt: Kütahya (Usak)
Kürt: Afyon (Dinar)
Kürt: Ankara (Kizilcihamam)
Kürt: Bursa (Orhaneli)
Kürt: Konya (Aksehir)
Kürt: Kütahya
Kürt: Denizli (Acipayam)
Kürt: Çankiri
II
Kürt Aptalar: Malatya (Akçadag)
Kürt Bahçe: Gaziantep (Islahiye)
Kürt Bakiri: Yozgat (Sorgun)
Kürt Dere: Konya (Karaman)
Kürt Deresi: Aydin (Çine)
Kürt Kazanci: Kocaeli (Adapazari)
Kürt Kilavuz: Sivas (Zara)
Kürt Köy: Kocaeli (Karamürsel)
Kürt Köyü: Yozgat (Sorgun)
Kürt Mahmutlar: Seyhan (Bahçe)
Kürt Musa: Içel (Tarsus)
Kürt Osman: Gaziantep
Kürt Önürü: Tokat (Zile)
Kürt Pinari: Tokat
Kürt Seyh: Sivas (Zara)
Kürt Taciri: Ankara (Polatli)
III
Kürtler: Amasya (Merzifon)
Kürtler: Afyon
Kürtler: Amasya
Kürtler: Manisa (Gördes)
Kürtler: Eskisehir (Sivrihisar)
Kürtler: Içel (Silifke)
Kürtler: Tokat
Kürtler: Samsun (Bafra)
Kürtler: Çorum (Mecidözü)
Kürtler: Maras (Andirin)
Kürtler: Amasya
IV
Kürtler Tekkesi: Tokat (Erbaa)
Kürtlü: Samsun (Havza)
Kürtlü: Yozgat (Akdagmadeni)70
Ciddi taramalar sonucunda Kürdistan disinda yasamis olan Kürtlerin bu yerlesim birimlerini saptamak da olanaklidir. Yazili ve sözlü çalismalar sonucunda yapilacak böyle bir çalismanin ilginç sonuçlar sergiliyecegi kesindir. Bilim adamlari ve arastirmacilar daha ziyade yöre insanlarin sözlü anlatimlarina dayanarak, Orta Anadolu’daki Kürt köylerinin ne zaman kurulduklari konusunda çalismalarinda bazi kesin tarihler sunmaktadirlar. Bu köylerin büyük bir kesiminin 19. yüzyilda kurulduklari görülmektedir. Kaynaklarda geçen bu tarihler, Kürtlerin Orta Anadolu’ya 19. yüzyilda ayak bastiklarini gösteremez, belki de yeniden-yerlesim olgusunun birer isareti olarak kabul edebiliriz. Göçer ve yari-göçer Kürt asiretlerinin sürekli yörede iç göçler sonucunda hareket halinde olduklari tezine dayanarak Kürtlerin
Zincirlikuyu: 1800 (Lundberg & Svanberg)
Dipdere: 1830 (Lundberg & Svanberg)
Kusça: 1837 (Hütteroth)
Canima: 1843 (Lundberg & Svanberg)
Burunsuzserefli: 1844 (Hütteroth)
Tavsançali: 1845 (Lundberg & Svanberg)
Karagedik: 1846/47 (Hütteroth)
Bulduk: 1853/55 (Hütteroth)
Dondurma: 1858 (Hütteroth)
Tavliören: 1870 (Lundberg & Svanberg)
Karacadag: 1870 (Lundberg & Svanberg)
Kirkpinar: 1885 (Lundberg & Svanberg)
Tuzkaya: 1890 (Lundberg & Svanberg)
Kadioglu: 1891 (Ruben)
Çöpler: 1900 (Lundberg & Svanberg)
Burunagil: 1919 (Lundberg & Svanberg)
Acikuyu: 1920 (Lundberg & Svanberg)
Hisar: 1923 (Lundberg & Svanberg)
Yukaridaki yerlesim birimlerinin çogunlugu görüldügü gibi 19. yüzyilda kurulmuslardir. Her köyün tarihi bir serüveni bulunmaktadir.
Eger Orta Anadolu’da tarihi bir gezintiye çikacak olursak, günümüzde olmasa dahi, en azindan tarihsel olarak Kürtlerin Orta Anadolu’da çok genis bir alana yayildiklari görülüyor. Kürtlerin nereden ve ne zaman Orta Anadolu’ya geldikleri sorusunun yaniti, yukarida degindigimiz gibi Kürdolojinin cevaplandirmasi gereken önemli sorularin basinda gelmektedir. Yukarida Orta Anadolu yöresinde bulunan Konya, Ankara ve Kirsehir gibi bazi merkezlerdeki Kürtler konusuna kisaca da olsa deginmistik. Asagida ise; alfabetik siraya göre dizilen diger önemli yerlesim merkezlerindeki Kürtler hakkinda bazi ek bilgiler sunulmaktadir. Amacimiz bu siralama vasitasiyla Batiya yönelik Kürt göçünün sadece sözsel kaba bir haritasini çizmektir. Bu nedenle Kürt göçünün bu merkezlere yönelik ayrintilarina inilmemistir.
ADANA: Adana Kürtlerinin tarihi simdiye kadar bildigim kadariyla incelenmis degildir. Bu önemli kentte hatiri sayilir bir Kürt kolonisi bulunmaktadir. Daha 18. yüzyil baslarinda Adana’da Kürtlerin var oldugunu görüyoruz: "Hacilar Kürtlerinden Müdderis Kürd Üveys, Rakka’ya, asiretinin bulundugu mahalle nakle memur olmus idi. Adana valisinin arzi ile 1709’da Adana’da ikametine müsaade edildi".71 Yaklasik olarak ayni dönemde 1711 yilinda Prut yöresinde meydana gelen Osmanli-Rus Savasi’nda Osmanlilarin saflarinda yer almak üzere Adana Beylerbeyi Kürt Bayramoglu Mehmed Pasa komutasinda askeri birliklerin Istanbul üzerinden savas bölgesine hareket ettigini ve savasta üstün basarilar gösterdigine tanik olmaktayiz.72 Irak Kürtlerinden olan Babanzade Mustafa Zihni Pasa 1909 yilinda Adana’da valilik yapmistir.73 Fransiz arastirmacisi V. Cuinet’e göre 19. yüzyilda Adana’da yasayan Kürtler ve Türkmenlerin sayisi 39.000 civarindadir.74 1955 yili nüfus sayimi sonuçlarina göre Adana’da Kürtçe konusan vatandaslarin sayisi 6.250 dir. Adana’da yasayan baslica Kürt asiretleri sunlardir: Badilli Asireti, Balabanlar Asireti. Bozan Alamaslisi Asireti, Cumlu Asireti, Delikan Asireti, Düserli Asireti, Lekvanik Asireti, Rudik Asireti...75 Adana’nin Kozan ilçesinde zorla iskân edilen Kürtlerin çilesi, bu arada Dadaloglu’nun öfkesinin kabarmasina yol açmistir:
"Yozgat tarafindan da çikti bir PasaArastirmaci V. Langlois kaleme aldigi bir incelemede 1852 yilinda Osmaniye yöresinde Lek Kürtlerinin 150 çadira sahip oldugunu belirtir.77
AMASYA: Cengiz Orhonlu bir arastirmasinda "Ekrad-i Lek kazasi"n dan söz etmektedir: "18. asir baslarinda Bozok, Amasya ve Çorum sancaklarinda sakin ve müstakil bir kaza olan Ekrad-i Lek kazasi...".78 Risvan asiretinin Amasya, Sivas ve Konya yöresindeki köylere yerlestirilmesi siki denetim altina alinir ve olanaklar elverdigi sürece bu asiretin daginik bir sekilde yerlestirilmesine büyük bir önem verilir.79
ÇORUM: Daha önceleri Kastamonu sinirlari içinde yer alan, 1900’lerde Çorum’a dahil edilen Iskilip’te birçok Kürdün yasadigini öne süren Kürt tarihçilerinden Mehmed Emin Zeki Bey, Seyhülislam Ebussuud Efendi’nin babasi Muhammed Muhiddin el-Iskilibi’nin burali olmasini bir kanit olarak gösterir. Mehmed Emin Zeki Bey, Irak Kürdistani’nda bulunan Imadiye yöresindeki Kürtlerin eski yillarda buraya göç ederek, Iskilib’i bir Kürt merkezi haline getirdiklerini sözlerine ekler.80 Çorum’da yasayan Türkmen ve Kürtlerin toplami 1831 yilinda yapilan bir nüfus sayiminda 6.581 kisi olarak tespit edilmistir.81 Eskilerde Çorum’da Kürtler arasinda çikan anlasmazliklari çözmek için, burada Ekradlik Kadiligi (Kürdler Kadiligi) adi altinda ilginç idari bir birimin kuruldugu kaynaklarda bilgi olarak yer almaktadir.82 Çorum’un Bayat ilçesine bagli Kuruçay köyü, bir Kürt köyü olarak bilinmektedir.
KASTAMONU: Iç Anadolu’dan göç eden bazi Kürtler zamanla Anadolu’nun Kuzeydeki en uç noktalarindan birisi olan Kastamonu’nun bazi köylerine yerlesmislerdir. Mustafa Ekmekçi bir yazisinda Kastamonu yöresindeki Kürtler konusunda ilginç bazi açiklamalarda bulunur. Kastamonu’nun Araç ilçesinde bulunan Çay Mahallesi’nin Eriklidere Sokagi denilen yörede yasayan bazi Kürtlerin varligindan bizi ilk kez haberdar eden Mustafa Ekmekçi’nin yazisi, önemli bir kaynak niteligini tasiyor. Çok kötü kosullarda yasayan bu çaresiz Kürtlerin nereden buraya geldigi, yörede etnik bir bilmece olarak kabul edilir. Kendi anlatimlarina göre bu Kürtler Haymana yöresinden buraya göç etmislerdir. Sayilari bin kadar civarinda olan bu insanlar hala dillerini unutmus degillerdir: "...Ankara’ya dö Kastamonu’nun Araç ilçesinin Çay Mahallesi’nde yasayan bu Kürtlerin bugün var olup-olmadiklarini bilemiyoruz. Umarim merakli bir Bîrnebûn okuyucusu aramizdan çikar da bir gün Kastamonu’ya gider, bu Kürtler hakkinda görsel malzemelerle birlikte bizi ayrintili olarak bilgilendirmis olur. Kastamonu’dan söz açilmisken, bu yöreye tek tek sürgün edilen bazi Kürt yurseverleri ve milliyetçilerininin öyküsüne deginmekte yarar var. Çocuklarindan bazilari Kürdistan Teali Cemiyeti’nin üyeleri olan Mustafa Zihni Pasa, 19. yüzyilda bir kitap yazdigi için Kastamonu’ya sürgüne gönderilir. Liceli Ahmed Ramiz 1911 yilinda, Ekrem Cemil Pasa, Müküslü Hamza 1925 yilinda ve Said Nursi 1936 yilinda Kastamonu’ya sürgüne gönderilirler. Bunlardan Said Nursi tam yedi yil burada gözetim altinda
SINOP: Kastamonu gibi Türkiye’nin Kuzeyindeki en uç noktalarindan bir digeri olan Sinop bilindigi gibi hapishane ve zindanlariyla meshurdur. Sinop’a sürgün edilen Kürtlerin zamanla Boyabat ve Duragan yöresinde bazi Kürt köyleri olusturduklari görülüyor. Kaynaklar bu Kürtlerden bazilarinin Haymana yöresinden buraya geldigini belirtirler.84 Ayrica çagimizin basinda 1914 yilinda Mele Selim öncülügünde meydana gelen Bitlis Ayaklanmasi’ndan sonra 150 civarinda Kürt degisik merkezlere sürgün edilmis ve bunlardan bazilari Sinop ve Ankara yöresine gönderilmislerdir.85 Resad Ekrem Koçu, Istanbul Tulumbacilari adli çalismasinda adlari bir ölüm olayina karisan üç Kürt hamalin öyküsüne deginir. Bu Kürtler önce idam cezasina çarptirilir, daha sonra 25 yillik pranga bendligi cezalarini çekmek için Sinop’a gönderilmislerdir.86
YOZGAT: Kürtler çok eskilerden beri Yozgat’ta yasamaktadirlar. Çagimizin basinda bazi Kürtlerin hükümet güçlerine karsi ayaklandigi görülmüstür. Hükümet güçlerine karsi buradaki 300 civarinda Kürdün, Ismail Pasa öncülügünde ayaklandigina tanik olan Isveçli bir gazeteci, bir savas muhabiri olarak çatismalari yerinde izlemistir. Kaynaklarda kendisinden pek ele alinmayan bu Kürt ayaklanmasi, Orta Anadolu’da bas gösteren nadir ayaklanmalardan birisi olma özelligi nedeniyle önem tasimaktadir. Ayaklanma Kürtlerin yenilgisiyle son bulur.87 Bu yillarda Kürt Göçmenlerine Mahsus olarak çikartilan bir talimatnamenin 12. maddesi Ankara ve Yozgat yöresine sürgün edilen Kürtlere iliskindir: "...12. Yozgat ve Ankara’ya Kürt reisleriyle, molla ve nüfuz sahibi kisiler ilkin diger kisilerle birlikte sevkolunacak ve orada bunlar diger kisilerle iliskide bulunmayacak sekilde ayrilacak ve hükümet gözetimi altinda bulundurulacaktir".88
ORTA ANADOLU KÜRTLERININ KÜRT MILLIYETÇILIGIYLE TANISMASI (1918-1920)
Istanbul kent olarak çagimizin basinda gelisen modern Kürt milliyetçiliginin önemli bir merkezi idi. Burada kurulan Kürt dernekleri ve buraya egitim amaciyla gelen Kürt aydinlari özellikle çikardiklari gazete ve dergiler vasitasiyla Istanbul ve Kürdistan’daki Kürt kitlesine ulusal bilinç kazandiriyorlardi. Bu yillarda sayilari otuz bine ulasan Kürtler arasinda Orta Anadolu’dan gelen Kürtler pek azdi. Özellikle ticaret amaciyla Istanbul’a gelen Orta Anadolu Kürtleri buradaki hareketlerden sinirli da olsa etkilenmislerdir. Diger yandan degisik nedenlerle Orta Anadolu’nun bazi merkezlerine görevli giden Kürt aydinlari, beraberlerinde bu yörelere ulusal bilinç tasimislardir. Bu karsilikli liskilerin zamanla Istanbul Kürtleri ve Orta Anadolu Kürtleri arasinda siyasi bazi iliskilere zemin hazirladigini söyleyebiliriz.
Orta Anadolu Kürtlerinin, çagimizin basinda Istanbul’da gelisen modern Kürt milliyetçiligiyle olan iliskisi konusunda çok az arastirma yapilmistir. 1918 yilinda Istanbul’da kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasinda Ankara’nin Bala kazasinin esrafindan Haci Osman Bey ve faal üyeleri arasinda Kirsehir’in Mecidiye kazasindan Osman Sefki Efendi’nin adina rastlamaktayiz.89 Diger yandan Kürt milliyetçiliginin gelismesine büyük katkilarda bulunan Bedirhanilerden Emin Ali Bedirhan, 1906’larda Ankara ve Konya yöresinde adliye müffetisligi yapmistir. Daha sonra Ridvan Pasa Olayi’na adi karistirildigi için Isparta’ya sürülür. Süreya, Celadet ve Kamuran Bedirhan’in babasi olan bu Kürt sahsiyeti, bilindigi gibi 1918 yilinda Kürdistan Teali Cemiyeti’nin ikinci baskanligina getirilmistir. Emin Ali Bedirhan’in kardesi Hüseyin Kenan Pasa, Balkan Savaslari sirasinda Kirsehir mutasarrifligina atanir. Bedirhanilerden olan bir baska Bedirhani, Konya’da avukatlik yapmis olan Tahir Muhlis’dir. 1912 yilinda Konya’da dünyaya gelen ve Türkiye’nin taninmis tarihçilerinden birisi olan Cemal Kutay, Bedirhanilerden Tahir Muhlis’in ogludur.90 Istanbul’da kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin degisik yörelere ve bu arada Konya yöresine sürgün edilen göçmen Kürtler konusuna büyük bir önem verdigi noktasina daha önceleri deginmistik. Dolayisiyla Kürdistan Teali Cemiyeti’nin Orta Anadolu Kürtleriyle yukarida belirtilenlerden daha genis iliskiler agi gelistirdigini tahmin edebiliriz. Atesli bir Kürt milliyetçisi olan Nuri Dersimi, bir ara Konya’ya ugradiginda buraya sürgün edilen bazi Kürt sahsiyetleriyle görüsür: "Konya’ya yetistigimizde, burada sürgün bulunan Dersim Çarsancak beylerinden Yummi ve kardesi Pasa, Izol asireti reislerinden Harputlu Haci Kaya ile temasa girdim. Bagdad otelinde kendilerini vali Cemal ile görüstürdüm ve memleketlerine dönmeleri için Ankara’da tesebbüste bulunaca&c 1919 yilinda Milli Mücadele döneminde Konya’nin Bozkir ilçesinde bas gösteren muhalif bir ayaklanmaya öncülük edenler arasinda, örnegin Kürtoglu Musa’nin adina rastlamaktayiz.92
Bu yillarda Istanbul’da etkin olan Kürt medyasi bu göçmenlerin acikli durumuna dikkatleri çekebilmek için degisik yazilar yayimlar. 1918-1919 yillarinda Istanbul’da çikan Jîn dergisinin 11.sayisinda Abdurrahim Rahmi’nin yazdigi Bir Öksüzün Iniltisi adli siirin bir misrasi Kürtlerin bu çilesini sarsici bir biçimde söyle dile getirir: "...Göçmenim ben iste düstüm kapilara". Yine Jîn dergisinin 11. sayisinda Anadolu’nun degisik yörelerine sürgün edilen Kürtlerin sayisi verilmektedir. Derginin 15.sayi–sinda Adana’dan gönderilen bir okuyucu mektubuna yer verilmistir. Durumlarinin çok kötü oldugunu belirten bu okuycucu, diger yandan Konya yöresinde sürgün edilen bir tanididigindan aldigi mektuba dayanarak, oradaki Kürtlerin durumuna dikkat çekmek iste
Istanbul’un et gereksinimi ve Kürtler
Eski Istanbul Kürtleri üzerine çalistigim sirada ilgimi çeken en önemli konulardan birisi, Orta Anadolu’dan Istanbul’a koyun sürüleri getiren Kürtler konusuydu. Ticaret amaciyla Istanbul’a gelen bu Kürtlerin yol boyunca, bir dizi zorluk ve tehlike ile bogusmak zorunda kaldiklari görülmüstür. Bu konuda kaynaklarda degisik bilgiler yer almaktadir. Yeniçeri Ocagi’nin 1826 yilinda kaldirilmasindan sonra kabul edilen Ihtisab Nizamnamesi’nin 51. maddesinde bu konuda önemli bir noktaya isaret edilmektedir: "...51-Mevsimlerinde zaman zaman Istanbul’a kasablik hayvan sürüleri getiren Cihanbeyli ve Alisanli asireti Kürdlerinden gayri bekâr usagi Kürd tâifesi hiç bir sebeble Istanbul’a giremez".93 Sözü edilen bu asiretler özellikle Orta Anadolu’da yasamaktadirlar. Bu tür bilgiler, yöre halkinin ekonomik yasami konusunda bize önemli ipuçlari sunmaktadir. Ihtisab Nizamnamesi’nin bu maddesindeki açiklamalar birkaç açidan büyük bir önem arz etmektedirler. Birincisi, Istanbul’a yönelik Kürt göçünün bir cephesi böylece aydinlanmis olmakta ve bu göçün ne kadar gerilere gittigi, hangi Kürt asiretinden insanlarin ne amaçla Istanbul’u ziyaret ettikleri konusunda bilgi sahibi olmaktayiz. Nizamnamenin 47. maddesinde göre Kürdistan’dan gelen bekârlarin Istanbul’a girisi siki denetim altina alinir: "Arnavud ve Kürdün ayak takiminin Istanbul’da yerlesip çogalmasi hiç bir vakit caiz degildir. Halen mevcud olanlara ilisilmiyecek, yeniden gelenler önlenecektir". Kürdist Böylece hem Konya ve çevresinden, hem de Kürdistan’in degisik yörelerinden Istanbul’a ticari amaçla her yil 1,5 milyonu civarinda küçük bas hayvan satiliyordu. Arastirmaci Yücel Özkaya’ya göre 18. yüzyilda Konya ve Karaman gibi yöreler disinda, Diyarbakir, Maras ve Erzurum gibi yörelerden birçok küçük bas hayvan satis amaciyla Istanbul’a gönderiliyordu.95
Daha 17. yüzyilda Kürtlerin Istanbul’a koyun götürdüklerine dair degisik kaynaklarda bazi ipuçlarina rastlamaktayiz. Eremya Çelebi Kömürcüyan’in Istanbul Tarihi-XVII. Asirda Istanbul adli kitabinin bir yerinde ilginç bir not bulunmaktadir. Arastirmaci Istanbul’da gördüklerini teker teker anlattigi bir sirada: "Rumeli’den ve Kürd bölgelerinden getirilen koyunlar ile mezbahalarini göremedik" demektedir.96 Böyle bir ifadeyi kullanan arastirmaci her ne kadar aktüel zamanda Istanbul’a getirilen koyunlari görmemisse de, bu ifadelerden en azindan Kürtlerin buraya baska zamanlarda koyun getirdiginden haberdar oldugunu çikartmaktayiz.
Konya ve çevresindeki Kürtlerin Istanbul’un et gereksinimi karsilamak için buraya sürüler halinde hayvan götürdüklerini dile getiren sözlü anlatimlar da bulunmaktadir. Bu anlatimlardan bir tanesine göre, yörede Heciyê Mala Mihê Resê diye bilinen bir kisi, hayvan sürüleriyle birlikte Istanbul’a varmadan önce Düzce yöresinde vurularak öldürülmüstür. Yolu muhtemelen eskiyalar tarafindan kesilen Heciyê Mala Mihê Resê ile birlikte çobani da öldürülür. Baska bir sözlü anlatimda Musa Elê’nin 1936-1937’de Istanbul’a sürüler götürdügü bir sirada, Afyon yöresinde öldügü ve oraya gömüldügü anlatir.97 Böylece Konya ve yöresinden Istanbul’a yapilan et ticareti konusundaki yazili ve sözlü anlatimlarin birbirini dogruladiklari ve destekledikleri görülmektedir.
1927 NÜFUS SAYIMINA GÖRE "MERKEZI ANADOLU" DA KÜRTÇE KONUSAN NÜFUSUN DAGILIMI
28 Ekim 1927 tarihinde, Türkiye çapinda yapilan Genel Nüfus Sayimi’nin (Umumi Nüfus Tahriri) sonuçlari pek güvenilir olmasa da, tarihi bir önemi bulunmaktadir. Bu nüfus sayimi sonuçlarina göre, o yillarda Merkezi Anadolu olarak tanimlanan Orta Anadolu yöresinde binlerce Kürdün yasadigi görülmektedir. Nüfusun erkek ve kadin olarak gösterilmesi, yüzde olarak ve daha sonra toplam rakamlarin verilmesi, bazi yorum ve sonuçlara ulasabilmek için arastirmacilara önemli bir malzeme sunmaktadir. Bu nüfus sayimi, Kürtler açisindan son derece kritik bir dönemde yapilmistir. Seyh Said Ayaklanmasi’nin hemen arkasinda ve yeni tutusmaya baslayan Agri Ayaklanmasi’nin hazirlik safhasinda yapilan bu nüfus sayiminda, devlet memurlarindan olusan sayim görevlileri, ülkenin degisik yörelerinde yasayan Kürtlere anadillerinin ne oldu&curre
Bu bakimdanTürkiye’nin yeni tarihinde yapilan bu nüfusu sayiminin demografik açidan olmasa da, tarihi açidan belli bir önemi bulunmaktadir. 28 Ekim 1927 tarihinde yapilan bu nüfus sayimina göre Orta Anadolu’da anadili Kürtçe olan erkek ve kadin vatandaslarin toplami degisik illere göre söyledir:
Erkek Kadin Toplam
Ankara: 3.808 4.333 8.141Yozgat: 2.624 2.396 5.020
1927 yilinda yapilan nüfus sayiminda 120.681 Kürtçe bilen vatandasin Merkezi Anadolu’da yasadigi ortaya çikmistir. Bu sayimda sadece illerde Kürtçe konusan vatandaslarin sayisi degil, ayni biçimde bu illere bagli ilçelerdeki Kürtçe konusan vatandaslarin sayisi da saptanmistir. Bu ayrintilardan yola çikarak, Kürtlerin degisik küçük yerlesim birimlerindeki konumu hakkinda dolayli olarak kaba bilgilere sahip olmaktayiz.98 Kürtlerin toplam sayisinin verildigi yukaridaki dört ilin ilçelerinde Kürtçe konusan erkek ve kadin vatandaslarin sayisi 1927 yilinda yapilan nüfus sayiminda söyledir:
Erkek Kadin
KONYA (Merkez+Köyler): 2 098 1822ANKARA (merkez+köyler): 409 77
Bala: 2251 2662KIRSEHIR (merkez+köyler): 835 191
Avanos: 40 ?ÇORUM (merkez+köyler): 1140 1379
Hüseynabat: 260 315Bu cetvelde görüldügü gibi, 1927 yilinda yapilan genel nüfus sayiminda Çorum’un merkezinde ve degisik ilçelerinde büyük bir Kürt kitlesi yasamaktadir.
Ege Üniversitesi Iktisat Fakültesi ögretim üyelerinden Servet Mutlu’nun Türkiye’deki Etnik Kürtler - Demografik Bir Inceleme adli çalismasinda Orta Anadolu Kürtlerinin yogun olarak bulunuklari Iç Anadolu Bölgesi’ndeki on merkezde 1990 sayimina göre ne kadar Kürdün yasadigii söyle gösterilmistir:
Ankara 243.600Yozgat 13.100
Ankara, Çankiri, Çorum, Eskisehir, Kayseri, Kirsehir, Nevsehir, Nigde, Sivas, Yozgat illerinden olusan Iç Anadolu’daki Kürt nüfusunun toplami ayni incelemede 579.380 kisi olarak gösterilmistir.99 Yukarida degindigimiz gibi Orta Anadolu Kürtlerinin yasadigi merkezleri Iç Anadolu Bölgesi’nde bulunan illerle sinirlandiramayiz. Iç Anadolu Bölgesi ile sinirlari olan Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri’nde bulunan bazi merkezlerdeki Kürt nüfusu yukarida sözünü ettigimiz Servet Mutlu’nun incelemesinde söyle gösterilmistir:
Adana: 194.300Tokat: 12.200
Kürt kaynaklari Orta Anadolu’daki Kürt nüfusuna iliskin olarak degisik rakamlar sunmaktadirlar. Nuh Ates, Orta Anadolu Kürtleri üzerine hazirladigi çalismasinda sadece Konya, Ankara ve Kirsehir yöresindeki toplam Kürt nüfusunun 300.000 civarinda oldugunu yazmaktadir.100 Yazar, son yiginsal göçler sonucunda bu üç kentteki Kürt nüfusunun daha da arttigi görüsündedir. Orta Anadolu’daki tüm merkezlerde yasayan Kürtlerin sayisinin iki milyonu bulabilecegini yazmaktadir.101
ÇAGDAS TÜRK EDEBIYATINDA ORTA ANADOLU KÜRT MOTIFLERI
Edebiyat ve tarihin birer disiplin olarak sinirlarinin yakinlastigi ve çakistigi alanlar benim için ilgi çekici bir konu olmustur. Baska bir anlatimla edebiyati hep tarihsel bir plana çekmek istemisimdir. Böylece edebi-tarihsel diyebilecegimiz bir yaklasim benim için hep önem kazanmistir. Orta Anadolu Kürtleri konusu daha Çagdas Türk Edebiyatinda Kürtler adli çalismami hazirlarken dikkatlerimi çekmisti. Kemal Tahir’in romanlarindaki Kürtlere iliskin bazi deginmeleri beni çok etkilemisti. Özellikle Birinci Dünya Savasi (19114-1918) yüzünden oraya-buraya çil yavrusu gibi dagilan Kürtlere yaptirdigi göndermeler çok sarsiciydi. Ta Burdur’a kadar gelmislerdi: "Bozgunun ikinci sagnagi Burdur’da daha umulmaz bir sekilde çöktü. Yarilan cephelerden birisinin arkasindaki halk - Kür Birinci Dünya Savasi yillarinda savas nedeniyle Kürtlerin Burdur yöresine kadar göç ettikleri görülmüstür. Aç olan Kürtlerin durumunu bilen askerler, ekmek karsiliginda genç kadin ve kizlarin namusuna göz dikmislerdir. Büyük bir yoksulluk çeken bu Kürtlerin basina gelenler yetmiyormus gibi, askerler bu kez onlarin irzina geçmislerdir: "Bozgundan evvel, dedi, Burdur’a Kürt muhacirleri gelmisti. Bizim asker de onlarin irzina geçti".103 Bu durumun korkunçlugu konusunda Kemal Tahir’in bir romaninda daha ayrintili bilgiler sunulur. Kemal Tahir en sonunda su saptamada bulunur: "Harp kislari, demek ki insanlarin yalniz vücutlarini degil, ruhlarini da donduruyordu".104 Yazarin Yediçinar Yaylasi, Köyün Kamburu ve Büyük Mal gibi romanlarinda bu kez Çorum yöresindeki bazi Kürt tiplerine rastliyoruz. Bir Mülkiyet Kalesi adli romanda Orta Anadolu yöresinden Ankarali baska bir Kürdün portresi çizilir: "Haymana Kürtlerinden Kara Memo çobandi. Iyi kaval çaliyordu. Mangasina yeni gelenler bile, birkaç saatte: "çi ye lo" diyerek onunla eglenmeye alisiyorlardi. Bembeyaz dislerini göstererek bir gülmesi, böyle Kürtçe: "Ne var, ne yok" diyenlere "Tistek tune", yani birsey yok! diye cevap vermesi vardi ki insanin sevgiden yüregini titretirdi".105 Kemal Tahir’in Orta Anadolu Kürtleriyle bu tanismasi, bir ara Çorum’da hapishanede tutuklu bulundugu yillara rastlar. Bekir Eliçin’in kaleme aldigi Onlar Savasirken romaninin önemli kahramani muhtar Alaettin Efendi’nin gözü Kürt Kizi’ndadir. Nevsehir’in Avanos ilçesine bagli bir köyün zenginlerinden Haci Kemal Aga’nin dul esi güzelligiyle yörede ün yapmistir: " ...Haci Kemal onu görenekli bir Kürt ailesinden almis, bas taci etmisti. Güzeldi, becerikliydi, en üstün yemekleri yapardi. Düzen ve temizlik bakimindan üstüne yoktu. Kendi yoklugunda bile konuk agirlamasini bilen "Osmanli" bir kadindi".106 Olaylarin Orta Anadolu’da geçtigi bu romaninda ayrica Kürt Resul ve Kürt Hamo gibi baska Kürt tipleri de bulunmaktadir. Orta Anadolu Kürtlerinin sevecenligi, daha 1930’larda Konya Temasasi’na da yansir: "Kürt Aliler denilen nesveperestlik ailesine mensup asil ismi Ali olan fakat Ulvi mahlasile taninan, okumasi yazmasi olmadigi halde yaradilisca çok zeki ve ruhu çok uyanik oldugu için okur yazarlar kadar sözü sohbeti dinlenen, kulaktan kulaga gelmis ve anane halini almis hikayleri çok güzel söyleyen" kiymettar bir sahsiyetten bahsediyorlar".107 Orta Anadolu Kürtlerinin etnografyasi ve folkloru bazi arastirmacilarin dikkatini çekmistir. 1873 yilinda yayimlanan Osmanli kostümleri konusundaki bir albümde yer alan fotograflar arasinda, örnegin Yozgat, Kastamonu ve Sivas yöresinde yasayan bazi Kürtlerin giysileri de tanitilmistir.108
Dikkatlerimizi Orta Anadolu Kürtlerine çeken yazarlardan birisi de, geçen yil vefat eden Cumhuriyet gazetesinin taninmis yazarlarindan Mehmed Kemal’dir. 1920 yilinda Ankara’nin bir Kürt köyünde dogan yazar, bu konuda sunlari söyler: "...Insan ne zaman dogdugunu, ne zaman dogacagini bilemez. Ben, Ankara’dan Haymana’ya giderken iki dere arasinda kalan bir Kürt köyü vardir, Dereköy, orada dogmusum. Babam Kuvayi Milliye döneminde Ankara’ya Mustafa Kemal Pasa’dan yana çiktigi için kötülendiginden bu Dereköy’e gelip siginmistir".109 Mehmed Kemal, Tütün adli siirinde bu kez Dereköy köylülerinin çektikleri bazi kimlik sorunlarini dile getirir:
...
Dereköy Bölükbasi Bekir...
Cihanbeyli asiret artigi...
Seçim sonrasi arayani, sorani yokMehmed Kemal daha sonralari Kürtler konusunu isleyen bir roman kaleme aldi. Sürgün Alayi adli bu romanda Neco adli bir çilekesin basindan geçenler anlatilir. Bu romanin bir kesitinde Kürtlerin kimlik sorunlari tekrar gündeme gelir: "...Ben neden Türkçe konusmam talimlerde? Konusmam, bildigim halde konusmam. Ben, kendimi Türk saymiyorum ki... Ben saysam bile siz, beni Türk saymazsiniz ki, esitligim yok ki sizin gibi".111
SONUÇ
Bazi tarihsel, cografik, etnografik, dilsel ve edebi bilgi ve verilere dayanarak yüzyillar önce Orta Anadolu’da birçok Kürt yerlesim biriminin oldugunu söyleyebiliriz. Bu Kürt kolonileri konusunda bazi bilgilerin yer aldigi bu inceleme, Orta Anadolu Kürtleri konusuna sinirli olarak deginmektedir. Özellikle Konya, Ankara ve Adana gibi büyük kentlerdeki Kürtlerin tarihi geçmisinin karanlikta kalan daha birçok yönü bulunmaktadir.
Yüzyillar boyunca buralarda yasamis etnik azinliklarin konumuna deginmeden bu kentlerin gerçek bir portresinin çizilemiyecegi kesindir. Bu bakimdan Orta Anadolu ve Batidaki kentlerde yasayan Kürtlerin buralara ne zaman, nereden geldikleri, sayilari, ne amaçla geldikleri ve sonunda ne olduklari gibi bir dizi sorunun yanitlanmasi gerekir.
1 F. Taeschner, Anadolu, The Encyclopaedia of Islam, new edition, s.461.