
DILIMIZ KÜRTÇE
Kürtçe, bugün Türkiye, Iran, Irak, Suriye, Sovyetler Birligi, Lübnan gibi degisik devletlerin sinirlari içinde yasamakta olan Kürtlerce konusulur. Avrupa ve Amerika'da bulunan Kürt isçileri ve politik mültecilerinin miktari da yüzbinlerle ifade edilmektedir ki bunlar da anadillerini konusmaktadirlar. Toplam Kürt nüfusunun ne kadar oldugu, Kürtlerin büyük bir bölümünün yasadigi Türkiye gibi devletlerin gerçekleri gizleme gayretleri yüzünden ne yazik ki kesin rakamlarla tesbit edilebilmis degildir. Ancak birçok kurumun ve bilim adaminin belirttigine göre yeryüzünde yasiyan Kürtlerin miktari 20 milyondan az degildir.
Elbette Kürtçenin asil konusuldugu yer Kürtlerin kendi ülkesidir. Bu ülke de bugün Türkiye'de agza alinmasi yasak olan Kürdistan'dir. Degisik tarihlerde Kürtlerin yasadigi bu ülke baska adlarla da adlandirilmistir. Örnegin ünlü Türk yazari Kasgarli Mahmut'un 1074'te yaptigi haritada Kürtlerin ülkesi Arapça olarak "Erdu'l-Ekrad" diye kaydedilmistir ki bu "Kürtlerin Memleketi" anlamina gelir. Fakat en azindan Selçuklular ve Osmanlilar döneminde Kürtlerin ülkesi için Kürdistan adinin kullanildigini biliyoruz.
Kürtçe, Kürdistan'in disinda da özellikle yukarida adi geçen devlet sinirlari içindeki degisik bölgelerde konusulmaktadir. Örnegin Iran'da Horasan ve Tahran'da; Sovyetler Birligi'nde Ermenistan, Kirgizistan, Kazakistan ve Türkmenistan'da; Türkiye'de Ankara, Konya, Istanbul, Adana ve Izmir'de; Irak'ta Bagdat'ta; Suriye'de sam'da azimsananiyacak miktarda Kürtçe konusan nufus vardir.
Bugün bu kadar genis bir alanda konusulan ve Hint-Avrupa dilleri ailesinin Iran-Aryen dalinin kuzeybati grubuna mensup olan Kürtçenin kökeni, bazi arastirmacilara göre Zerdustun kutsal kitabi olan Avesta'da kullanilan dile ve Medce'ye kadar uzanir.
Bugünkü Kürtçenin kendi içinde degisik lehçeleri vardir.
LEHÇELERIMIZ
Kürtçenin baslica lehçeleri sunlardir:
1) Kuzey Kürtçesi veya Kurmanci lehçesi: Türkiye sinirlari içindeki Kürtlerin büyük bir bölümü ile Suriye, Lübnan ve Sovyetler Birligindeki Kürtlerin tümü, Irak ve Iran Kürtlerinin ise bir bölümü tarafindan bu lehçe konusulur. Kurmanci lehçesi yeryüzundeki Kürtlerin çogunlugunca konusulan bir lehçedir.
2) Merkezi Kürdistan'da konusulan Kirmanci lehçesi: Bu lehçeye zaman zaman Güney Kürtçesi (Kirmancî Xwarû) veya yanlis olarak "Sorani" de denir (biz bu yazimizda ifade kolayligi açisindan bu lehçeye Güney Kürtçesi diyecegiz).
Bu lehçe Irak ve Iran'daki Kürtlerin çogunlugunca konusulur.
3) Kirdki, Zazaki veya Dimili (Dimilki) adlariyla bilinen lehçe: Bu lehçe Türkiye sinirlari içinde kalan Kürtlerin bir bölümünce konusulur. En çok konusuldugu yer, Dersim, Çewlig, Xarpêt, Diyarbekir, Ezirgan illeri ile Sêwreg, Gumgum (Kela), Motki gibi ilçelerdir. Bu lehçenin en çok konusulan iki sivesi, Dersim sivesi ile bizim Çewlîg-Dîyarbekir-Sêwreg sivesi diye adlandirdigimiz sivesidir.
4) Gorani lehçesi: Hewrami lehçesi olarak da adlandirilan bu lehçe Kirdki (Zazaki, Dimilki) lehçesine yakin bir lehçe olup Irak ve Iran Kürdistani'nda az sayida Kürt tarafindan konusulur.
5) Güney Kürdistan'da konusulan diger Kürt lehçeleri grubu: Bu grubun Kermansahi, Lekki, Lürri, Sencabi, Kelhuri gibi degisik adlarla anilan kollari vardir ki bunlar Iran ve Irak sinirlari içinde bulunan Kürtlerin bir bölümünce konusulur (1).
ALFABE
Tarih boyunca Kürtçe degisik alfabelerle yazilmistir. Örnegin Yezidilerin Kutsal kitaplarindan Kitêbê Cilwe'nin Arap alfabesi gibi sagdan sola yazilan farkli ve özgün bir alfabeyle yazilmis bir nüshasi 1911'de Viyana'da yayinlanmistir. Yine bazi komsu halklarin, örnegin Süryani (Asuri) ve Ermenilerin de geçmiste kendi alfabeleriyle yani Ermeni ve Süryani alfabeleriyle yazdiklari Kürtçe birçok kitap mevcuttur. Islamiyetin Kürtlere zorla benimsetilmesinden sonra ise diger birçok Müslüman topluluk gibi Kürtler de Arap alfabesini kullanmaya basladilar.
Bu durum yaklasik olarak l930'lara dek devam etti.
Sovyetler Birligi sinirlari içindeki Kürtler, önce bir dönem Latin harflerini temel alan bir alfabe, daha sonra ise bugün Sovyetler Birliginde kullanilan Kiril harflerini temel alan bir alfabe kullanmaya basladilar. Sovyetler Birligi'ndeki Kürtler bugün de Kiril harflerine dayanan bu alfabeyi kullanmaktadirlar.
Irak ve Iran Kürtleri ise günümüzde Arap harflerini temel alan ve Kürtçeye uyarlanmis olan bir alfabe kullanmaktadirlar.
T.C. DÖNEMINDE KÜRTLERIN ÜMMILESTIRILMESI VE ALFABE SORUNU
Osmanlilar döneminde Türkler gibi Kürtler de Arap alfabesini kullaniyorlardi. Fakat T. C.'nin kurulusundan birkaç yil sonra resmi olarak Latin harfleri benimsenince, zaten az olan okuma yazma orani bir anda sifira düstü. Devletin uyguladigi egitim politikasiyla zamanla Türkiye genelinde Türkçe okuma yazma orani arttiysa da Latin harflerinin benimsenmesiyle Türkiye'de Kürtler ve dilleri yasaklanan azinliklar açisindan çok ilginç bir durum ortaya çikti. Kürtçe'nin okunup yazilmasi despotça bir tutumla ve gayri insani yasalarla yasaklandigi için yukarida belrittigimiz gibi bir anda sifira düsen Kürtçe okuma yazma oraninda daha sonraki yillarda da degisme olmadi. Bunun tek istisnasi Kürdistandaki medreselerde Kürt diliyle geleneksel dinsel egitim gören "feqî"ve "melle"ler idi. Bunlar, Arap alfabesini bildikleri için bu alfabeyle yazilmis olan eski Kürtçe kitaplari okuma olanagini korudular. Bunlarin disinda T. C. döneminin Kürt kusaklari yüzlerce yillik bir birikimin ifadesi olan yazili Kürt ürünlerini okuma olanaklarini yitirdiler. Geçmis kusaklarla yeni kusaklar arasindaki kültürel köprüler bu anlamda yikildi. Çünkü artik Kürtçe okumak ve yazmak yasakti. Yasaklari göze alsalar bile yeni kusaklar Arap alfabesini bilmedikleri için eskiden yazilmis olan bir Mem û Zîn'i, bir Melayê Cizîrî'yi, bir Hezanli Ehmedê Xasî'yi artik okuyamiyorlardi. Hatta Kürtçe konusmak bile bir ara yasaklanarak konusanlar para cezasi vermeye mecbur edildi. Iste devlet o günden bugüne Türkiye'deki Kürtleri ümmi bir durumda tutmaya çalisiyor, bunun için ne gerekiyorsa yapiyor. Osmanli sultanlarinin bile düsünmedigi bu barbarca uygulama sayesinde genel olarak Türkiye'de Kürtler bugün ümmidir. Kürt kökenli aydinlar, yazarlar, profesörler bile artik bugün anadillerinde bir mektup yazamiyacak durumdadirlar. Verin ellerine Kürtçe bir kitap, okuyamiyacaklardir. Kürt olan bir Yasar Kemal, bir Ahmet Arif, bir Selahattin Hilav bile muhtemelen böyledir bugün. Yani Türkiyedeki Kürt kökenli aydinlar, anne ve babalarinin dili olan Kürtçeyle yazilmis bir hikaye kitabini bile okuyamayacak, anadillerinde bir mektup bile yazamiyacak kadar nevi sahsina münhasir aydinlardir. T. C. yöneticileri bu çagdisi ve igrenç zorbaliga karsi çikan insanlarimizi hapislere tikip iskenceden geçirerek bu politikalarini bugüne dek sürdürdüler. Bir alfabe yazdi diye insanlar hapislere tikildi, Kürtçe bir mektup yazdi diye ögrenciler okullardan atildi, Kürtçe bir dergi ya da gazete çikarmak istedigi için aydinlara onlarca yillik hapis cezalari reva görüldü. Ama bütün bunlara ragmen direnen ve bir çaba içinde olan insanlarimizin sonu gelmedi.
T.C. kuruldugu yillarda yurt disina çikmak zorunda birakilan bazi Kürt aydinlari Suriye ve Lübnan'a gitmis, orada özellikle Kürt dili ve kültürü üzerine yogun çalismalara baslamislardi. Aralarinda Celadet ve Kamuran Bedirxan kardeslerin de bulundugu bu aydinlar, Latin harflerini temel alan Kürt alfabesiyle 1932'de sam'da Hawar dergisini çikarmaya basladilar. Bunu 1942'de çikan Ronahi (Aydinlik) dergisi ile 1943'te çikan Roja Nû (Yeni Gün) gazetesi, onun eki biçiminde çikan Stêr (Yildiz) gazetesi ve birçok Kürtçe kitabin yayinlanmasi izledi. Hawar dergisinin Latin harflerini temel alan bir alfabeyle çikisi, özellikle Kurmanci lehçesi açisindan bir dönüm noktasi sayilir. Çünkü Hawar'in çikisindan itibaren Suriye Kürtleri de bu alfabeyi kullanmaya basladilar. Nihayet ayni alfabe geç de olsa Kuzey Kürdistanda da taninip benimsenmeye basladi. Suriye ve Kuzey Kürdistan'da yasayan Kürtler bugün Hawar'da kullanildigini belirttigimiz Latin harflerini temel alan alfabeyi kullanmaktadirlar.
Osmanlilarin son döneminde örnegin 1908'den 1920'de kadarki 12 yillik süre içinde sadece Istanbul'da on kadar Kürtçe dergi ve gazete ile bir o kadar da kitap yayinlandigi halde yukarida sözünü ettigimiz baski politikasi nedeniyle Cumhuriyet döneminin ilk kirk yili boyunca yani 1960'a dek bir iki kipirdanma sayilmazsa denilebilir ki Kürtçe yayinlar çikamaz oldu. Fakat yukarida da degindigimiz gibi özellikle 1960'tan sonra bazi insanlarimiz bu barbarliga karsi herseyi göze alarak Kürtçe bazi dergi, gazete ve kitaplar yayinlamak suretiyle bu sessizligi bozdular. Dicle-Firat gazetesi (1962), Deng (Ses) dergisi (1963), Roja Newe (Yeni Gün) gazetesi (1963) ve Yeni Akis dergisi (1966) ile Kemal Badilli'nin Kürtçe Grameri (1965), Musa Anter'in Kürtçe-Türkçe Sözlük'ü (1967) ve M. Enin Bozarslan'in Kürtçe Alfabe'si (1968) gibi kitaplar bu dönemde çikan yayinlara örnek verilebilir. 1975-1980 döneminde ise hem Kürtçe dergi ve gazetelerde hem de Kürtçe kitaplarin yayinlanmasinda gözle görülür bir artis oldu. Bu gelisme, 1980 askeri darbesiyle yeniden bir durgunluk dönemine girdi. Bugün ise bu durgunlugun asilmasi dogrultusunda sevindirici ve ümit verici bir çaba sarfedildigi görülmektedir.
Türkiye'de Latin harflerinin kabulünün ardindan Kürtler ve özellikle Müslüman azinliklarin anadillerinde ümmilestirilmeleri politikasi ve devlet zoruna dayanan bu politikanin yaptigi tahribatlar, kültür tarihi açisindan uzun uzadiya arastirilip teshir edilmelidir. Bu konuda ne yazik ki bugüne dek ciddi bir çalisma yapilmamistir. Böylesi çalismalar, Kürt olsun Türk olsun demokrat ve ilerici aydinlarin önünde duran görevler arasindadir.
YAZILI KÜRTÇE
Dil konusundaki çalismalariyla taninan ünlü yazar semsettin Sami (1850-1904) Kamusü'l A'lam'da -bugünün Türkçesiyle aktardigimiz- su cümleleri yazali neredeyse yüz yil oluyor:
"Her ne kadar Kürt alimleri ötedenberi Arapça ve Farsça ile mesgul olup kendi dillerine önem vermediklerinden Kürtçenin edebiyatinin bulundugu iddia olunamazsa da, eskidenberi bu dilde de birçok siir söylenmistir ve bu dilin de Farsça gibi Arap harfleri ile yazilmasi kolay oldugundan bazi divanlar ile baska edebi kitaplari vardir. Avrupalilar Kürtçenin dilbilgisini bile olanaklar ölçüsünde kaydetmis ve kendi dillerinde dilbilgisi ve sözlükler yayinlamislarsa da bizim Islam dillerinde henüz bu dilin dilbilgisi ve edebiyatina ait hiçbirsey yazilmamistir."
"Kürtler genellikle cesur, cengaver ve becerikli adamlar olduklari gibi ilim ve terbiye konusunda da yeteneklidirler."
Semsettin Sami'nin o zaman isaret ettigi iki nokta bugün de aktüalitesini yitirmis degildir. Bunlardan birincisi Kürt aydinlarinin büyük bir bölümünün kendi anadillerine karsi takindiklari umursamaz tutum, ikincisi de söz söyleme yetkisini ellerinde tasiyanlarin Kürtçe konusundaki aymazliklaridir. Ama Semsettin Sami de "Kürtçenin edebiyatinin bulundugu iddia olunamaz" derken yanilmisti çünkü tüm olumsuzluklara ragmen Kürtçe'de küçümsenemiyecek bir edebiyat vardi. Asagida Kürtçenin degisik lehçelerinde yayinlanan edebi ürünlerden sadece birkaçini hatirlatmakla yetinecegiz.
Çesitli kaynaklar yukarida sözünü ettigimiz lehçelerden sonuncu grubun yazili edebiyatinin bulunmadigini belirtirler. Buna karsilik 11. yüzyilda yasayan ve bazi tarihi kaynaklara göre Selçuklu Sultani Tugrul Bey ile görüsürken ona "Ey Türk..." diye hitabeden Baba Tahirê Uryan'in siirlerinin Lürri Kürtçesiyle yazildigini belirten kaynaklar da vardir. Örnegin Dr. Zebihullah Safa'nin Iran Edbiyati Tarihinde, Baba Tahir'in Lürce bir beytinin Istanbul kütüphanelerinden birinde bulundugu belirtilir. Sedîq Sefîzade Borekayî'nin 1982'de Tahran'da yayinlanan Bozorganê Yersan adli kitabinda ise Baba Tahir'in Gorani lehçesiyle yazilmis siirlerinden örnekler yer alir.
Gorani lehçesi
Baba Tahir'i saymazsak bile yazili Kürt edebiyatinin tarihi hayli eskilere uzanir. Kürtçenin bilinen en eski edebi ürünleri Gorani lehçesiyle olup kimi kaynaklara göre bu lehçede dokuzuncu yüzyildan itibaren yazilan ürünler mevcuttur (2). Gerçekten de bu lehçeyle yazilmis zengin edebi mirasa sahibiz. Ehl-i Hak mezhebinin dinsel metinlerinin dili de Gorani lehçesi oldugundan bu lehçeyle yazilmis olan dinsel birçok yazili ürün de vardir. Son yillarda bu lehçenin birçok degerli ürünü yayinlanmis bulunuyor. Bir fikir vermek için bunlardan birkaç tanesini hatirlatmakla yetinecegiz.
1700-1759 yillari arasinda yasamis olan sair Xanay Qûbadî'nin sîrîn û Xusrew (sirin ile Hüsrev)'i 1975'te 874 sayfalik dev bir eser biçiminde Bagdat'ta basildi.
19. yüzyil sairlerinden Feqe Qadirî Hemewend'in 789 sayfalik divani 1980'de yine Bagdat'ta yayinlandi
Haci Nuri Eli Ilahi adiyla da bilinen Nuri 'Eli sah (dogum tarihi: 1895), Kur'an'i mesnevi tarzinda Gorani lehçesine çevirdi (3).
Osmanli Padisah'i Abdülmecit'in iradesiyle Kürtçe, Arapça ve Farsça siirlerini içeren bir divani 1844'te Istanbul'da basilan Naksibendi tarikati'nin Halidi kolunun kurucusu Mewlana Xalid (1777-1826)'in Gorani lehçesiyle yazilmis siirleri bulundugu gibi, Selçuklu sultani II. Kiliçarslan'in ogullarina ders de veren, israkiye ekolünün temsilcisi ünlü filozof sehabeddini Suhreverdi (1155-1191)'nin bu lehçeyle yazilmis siirlerinin bulundugunu belirten kaynaklar da vardir (4).
Kurmanci lehçesi
Kürtçe'nin eski ve güçlü edebi ürünlere sahip diger bir lehçesi de Kurmanci lehçesidir. Kurmanci lehçesinin 15. yüzyildan itibaren yazilmis olan güçlü bazi edebi eserleri bize kadar ulasmistir. Bu lehçeyle yazan usta Kürt sairleri arasinda ilk akla gelenler Elîyê Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Ehmedê Xanî (1650-1707)'dir. Bunlarin kimi eserleri bugüne dek defalarca basilmistir. Örnegin Melayê Ciziri'nin siir divani 1904'te Berlin'de, 1958-1959'da Qamîslî'de, 1964'de Hewlêr (Erbîl)'de, 1977'de Bagdat'ta, 1982'de Tahran'da, 1987'de Stokholm'de basildi. Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn adli ünlü eseri ve çevirileri ise 1947'de Halep'te, 1935'te Süleymaniye'de, 1954'te ve 1968'de Hewlêr (Erbîl)'de, 1960'ta Bagdat'ta, 1962'de Moskova'da, 1969'da Munih'te, 1957 ve 1977'de Sam'da, 1968, 1969 ve1975'te Istanbul'da, 1977'de Baku'da yayinlandi. Türkçe'ye ilk kez 1730'da çevrilen Mem û Zîn, daha sonra M. Emin Bozarslan tarafindan yeniden çevrildi.
Günümüze kadar ulasan yüzlerce Kürtçe kitabin yanisira, bazi kaynaklarin sözünü ettikleri kimi Kürtçe eserler ise ne yazik ki günümüze ulasamamis veyahut henüz günyüzüne çikmamistir. Bunlara bazi kaynaklarda Kürtçe siir yazdigi belirtilen Abdussamed Babek (ölüm tarihi:1019 veya 1020) ile Diyarbekirli bayan sair Sirri Hanim (1814-1877) örnek verilebilir (5). Kimi yazarlar Osmanli edebiyatinin ünlü isimlerinden Nef'i (1572-1655) ve Nabi (1642-1712)'nin de Kürtçe siirlerinin bulundugunu belirtirler (6). Son yillarda Irak, Iran, Sovyetler Birligi ve bazi Avrupa ülkelerindeki kütüphanelerde yapilan arastirmalar sayesinde buralarda yüzlerce elyazmasi Kürtçe kitap bulunmustur. Bu güne dek Türkiye'deki kütüphanelerde bulunabilecek Kürtçe elyazmalarini tesbit edici çalismalar yapilmadigini da bu vesileyle hatirlatalim. Böylesi arastirmalarin henüz günyüzüne çikmamis bazi Kürtçe eserleri ortaya çikarma olasiligi vardir. Bizce bu olasilik gözönüne alinarak bu tür arastirmalar mutlaka yapilmalidir.
Güney Kürtçesi
Prof. Qenatê Kurdo'nun belirttigine göre 1911'de Viyana'da yayinlanan Yezidilerin kutsal kitabi Kitêbê Cilwe, Kürtçenin Güney lehçesiyledir. Ona göre bu kitap 11-12. yüzyillarda, O. L. Vilçevski'ye göre ise 17. yüzyilda yazilmistir.
Fakat bu lehçedeki ilk önemli edebi ürünler 19. yüzyilin ikinci yarisindan itibaren verilmeye beslandi. Bir bölümü zaman zaman Istanbul'da da yasayan ve Kürtçe'nin yanisira Arapça, Farsça ve Türkçe gibi degisik dillerde de siirleri bulunan bu dönemin Güney Kürdistanli sairleri arasinda Nalî (1797-1856) ve Hacî Qadirî Koyî (1816-1894) ile Lügat-i Naci gibi Türkçe sözlüklerde Türkçe beyitlerine rastlanan ve Namik Kemalle hicviyyeli atismalariyla da taninan ünlü sair Sêx Rizay Talebanî (1837-1910) anilabilir (Herekol Azîzan, bunlardan Nalî'nin mezarinin Istanbuldaki Eyüp/Eba Eyyubi Ensari mezarliginda, Hacî Qadirê Koyî'nin mezarinin ise Istanbuldaki Karacaahmet mezarliginda bulundugunu yazar). Elaeddîn Seccadî'nin yazdigina göre, adi geçen sairlerden Haci Qadirî Koyî'nin Kürtçe siir divaninin elyazma bir nüshasi Muhammed (Mehmet) Mihri Hilav'in yaninda kalmistir. Bilindigi gibi kendisi de bir Kürt yazari olan Muhammed Mihri, 1919'da Istanbul'da çikan Kürdistan dergisinin sorumlusuydu (Muhammad Mihri ünlü yazar ve çevirmen Selahattin Hilav'in babasidir).
Yirminci yüzyilin baslarinda bir süre Istanbul'da yasayan Güney Kürdistanli sair ve yazarlardan bazilarinin daha sonra Kürt edebiyatinin ünlü adlari arasinda yer aldigini görüyoruz. Örnegin Istanbul'da hukuk ögrenimini yapan ve 1909'da Çolemerg kaymakami, 1918'de Amasya sancaginin mutasarrifi (7) olan ünlü Kürt sair ve yazari Pîremêrd (Hecî Tewfîq), 1925'te Nejad ve Vedat adindaki iki oglunu temelli Türkiye'de birakip Güney Kürdistan'a döndükten sonra Süleymaniye'de önce Jiyan daha sonra da Jîn gazetesini çikarmaya basladi (bu Kürtçe gazetelerden Jiyan 553 sayi, Jîn ise 1700 küsur sayi çikti).
Bir dönem Istanbul'da Divan-i Harp baskanligi yapan ve Türk kaynaklarinda Nemrut Mustafa diye geçen Tuggeneral Mustafa Pasay Yamulkî (1865-1936), memleketi olan Güney Kurdistan'a döndükten sonra Sêx Mehmûdê Berzencî döneminde orada egitim isleri sorumlulugunu üstlendi, 1922-1926'da çikan Bangî Kurdîstan gazetesinin sorumlu müdürlügünü yapti. Mustafa Pasay Yamulkî'nin Kürtçe siirleri de 1956'da Bagdat'ta yayinlandi.
Elbette burada sözünü ettiklerimiz, Güney Kürtçesiyle yazan çok sayidaki sair, yazar ve gazetecilerin sadece birkaçidir.
Bu lehçede kisa süre içinde çok sayida edebi ürün verilmistir.
Kirdki (Zaza, Dimili) lehçesi
Kürtçe'nin Kirdki, Zazaki veya Dimili denilen lehçesinde eskiden yazilmis ürünler pek azdir. Bildigimiz kadariyla bu lehçeden günümüze ulasan en eski edebi eser, Lice'nin Hezan bucagindan Ehmedê Xasî (dögim tarihi: 1863) tarafindan 1898'de yazilan Mewlîd'dir. Bu kitap 1899'da Arap alfabesiyle Diyarbekir'de, 1984'te de Latin harflerini temel alan Kürt alfabesiyle Paris'te (Hêvî dergisinin dördüncü sayisinda) yayinlandi. Ayni lehçeyle yazilan bir diger eser de Siverek'in eski müftülerinden 'Usman Efendîyo Babij (ölüm tarihi: 1932) tarafindan 1903'te yazilan Biyîsê Pêxemberî (Mewlûda Nebî) adindaki kitaptir. 1908'de Pötürge kaymakami Faiz Begê Bedirxanî tarafindan yayinlanmak üzere Istanbula götürülen bu kitap o tarihte yayinlanamadiysa da 1933'te sam'da Arap alfabesiyle yayinlandi. Ayni kitap Latin harfli Kürt alfabesiyle yukarida adi geçen Hêvi dergisinde yeniden yayinlandi.
Bu lehçeyle son yillarda özellikle Avrupa'da eskiye oranla giderek daha çok yazilmaktadir.
GÜNÜMÜZDE YAZILI KÜRTÇENIN DURUMU
Özellikle Osmanli Imparatorlugundan ayrilmasindan sonra Irak'ta okullarda da Kürtçenin okunabilmesi ve bu durumun agir aksak da olsa günümüze dek sürmesi nedeniyle bugün Irak'ta Güney Kürtçesiyle degisik konularda yazilmis olan pek çok kitap, dergi ve gazete mevcuttur.
Kürtlerin yasadigi devletlerden Sovyetler Birligi'nde de ayni sekilde ders kitaplari dahil hayli Kürtçe kitap yayinlanmistir.
Iran'da da devletin resmi ideolojisine ters düsmemesi kosuluyla Kürtçe kitap, gazete veya dergi yayinlanabilmektedir. Urmiye'de Sirwe adinda aylik bir kültür ve edebiyat dergisi çikmaktadir. Yine Urmiye'de kurulan Selahaddini Eyyubi Yayin Merkezi tarafindan Kürt dili, tarihi, edebiyati ve dinsel konular ile ilgili kitaplar yayinlanmaktadir. Selahaddini Eyyubi Yayin Merkezi tarafindan Kürtçe okuma yazmayi ögretmekte kullanilan alfabe niteligindeki birkaç kitap da yayinlanmistir. Bunlarin disinda tümüyle Iran Islam Cumhuriyeti'nin resmi ideolojisinin propagandasini yapan Amanc adinda Kürtçe bir dergi ile sadece dinsel içerikli Kürtçe kitap yayinlayan kurumlardan sözedilebilir.
Suriye'de Kürtçe resmi olarak yasaktir, dolayisiyle Kürtçe egitim olanagi yoktur. Kürdistan'in bu parçasinda illegal çalismak zorunda kalan Kürt örgüt ve gruplarinca çikarilan politik içerikli birkaç derginin yanisira sadece dil ve edebiyat konularina ayrilmis birkaç dergi de çikmaktadir. Suriye yönetimi, Suriye sinirlari içinde bulunan Kürtlere en ufak insani haklari, örnegin Kürtçe yayin yapma hakkini bile çok görmektedir.
Avrupa'da Kürtçe
Avupa'da Isveç gibi Kürt çocuklarinin okullarda anadillerinde egitim hakkini kullanabildikleri yerlerde, giderek okuma ve ders kitaplari da dahil birçok Kürtçe kitap yayinlanmaktadir. Bütün Avrupa ülkelerinde Kürtçe egitim için böylesi hak ve olanaklar bulunmazsa da bugün degisik Avrupa ülkelerinde bulunan Kürtler birçok kitap ve periyodik yayin çikarmakta, bazi yerel radyo istasyonlari araciligiyla Kürtçe yayin yapmaktadirlar. Amerika ve Avustralya'da bulunan Kürtler için de ayni seyler söylenebilir.
Bu yazimizda Avrupa'da yayinlanan Kürtçe yayinlar üzerinde uzun uzadiya durmayacagiz. su kadarini belirtelim ki özellikle Türkiye'deki malum yasaklamalar nadeniyle Kürtçe okuma yazma olanagi bulamayan Kürtler, bugün bu konudaki susamisliklarini gidermek için yurtdisinda vargüçleriyle çalismaktadirlar. Özellikle Kürt aydinlarinin bu konudaki çabalari artik meyvelerini vermektedir, giderek daha çok verecektir.
Bugün Avrupa'da politik örgütlerinin yanisira onlarca dernekte örgütlenen Kürt isçi ve politik göçmenlerinin kurdugu onlarca yayinevi mevcuttur. Bu örgütlerin çikardigi Kürçe gazete ve dergiler ile bu yayinevlerinin yayinladigi Kürtçe kitaplarin sayisi hergün artiyor. Yani Türkiye'deki Kürtçe okuyup yazma yasagindan haberdar olan bazi Avrupali arastirmacilarin "Kürtçe bugün Avrupa'da rönesansini yasiyor" demeleri bosuna degildir.
--------------------------------------------------
1) Joyce Blau, "Kürtçe Dilbilim ve Sözlük Çalismalari", Studia Kurdica, Paris, no:1-3 (Nisan 1985)
2) bak. Hêvî (kovara çandîya gistî), Paris, no: 4 (îlon 1985), s: 65
3) Dr. Marif Xeznedar, Le Babet Mêjûy Edebî Kurdîyewe, Bagdat, 1984, s: 174
4) Muhemmed Salih îbrahîmî Muhemmedî (sepûl), Jînawerî Zanayanî Kurd le Çîhanî îslametî ya Gencîney Ferheng û Zanist, Tahran, 1364 hs./1984, s: 128
5)-Prof. Qenatê Kurdo, Tarixa Edebyeta Kurdi-1, Wesanên Roja Nû, Stockholm, 1983, s: 28
-Baba Merdûxê Rûhanî (sîva), Tarîxê Mesahîrê Kord, cilt: 1, Tahran, 1364 hs./1985, s: 178, 216
6) Baba Merdûxê Rûhanî, age., s: 427
7) mutasarrif: sancagin en büyük idare amiri
Bu yazi Medya Gunesi dergisinin 11. sayisanda(1989) alinmistir



22 Nisan´dan itibaren Kopenhag Park Bio ve Aarhus Øst for Paradis sinemalarinda
Sinema düskunlerine müjde, artik Danimarka'da gösterime girecek filimlerin ne zaman ve nerde göterilecegini bu sayfadan takip edebilirsiniz.
| PIYASALAR | ||||
| IMKB | 25.78 | -45 | ![]() |
|
| Dolar | 1,347 | 1,348 | ![]() |
|
| Euro | 1,740 | 1,741 | ![]() |
|
| Altin | 18,53 | 18,56 | ![]() |
|